Çocukluğumda büyük atılımlarım, insanüstü heyecanlarım olmuştu; yalnız başıma oturup içimi çekerdim, çünkü dünyaya sığmıyordum.
Sonra, zamanla yavaş yavaş uslandım; sınırlar çiziyor, güçlüyü güçsüzden, insancıl olanı Tanrısaldan ayırıyor, kaçırmayayım diye kağıttan uçurtmamı sıkı sıkı tutuyordum.
…her şey, insanlar, hayvanlar, bitkiler, yıldızlar; hepimiz bir bütünüz; biz hepimiz aynı korkunç savaşın içindekileriz. Hangi savaş mı? Maddeyi ruha dönüştürme savaşı!..
“Her acı, yüreğimi ikiye böler patron,” dedi. “Ama o kırk yaralı yürek hemen kaynar ve yara görünmez; kaynamış yaralarla doluyum ben; onun için dayanıyorum.”