1/10
·440 syf.··
2026 59. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 17:02
Yine bir popüler kitap yine bir hayal kırıklığı. 440 sayfa boyunca hep aceba e. Kim diye merak ettim. Öğrenemedim çünkü söylemiyor. Ciddi merak uyandıran hiç bir unsur yok. Bir bağlayıcılık yok. 250. Sayfa ya kadar ümidim vardı hadi bi şeyler olacak diye. ama asla hiç bir şey olmuyor arkadaşlar. Kitabı okurken dedim ki aceba sadece ben mi beğenmedim. Kitabın incelemeleri eleştirilerle dolu. Yani roman mı yazmış sayıklamış mı belli değil. Hocasının metresi olan bir kız ve bu kız annesi ve anneannesi ile beraber yaşıyor. Anneside problem anneanneside. Konu bu. Bitirdim ama nasıl bitirdiğime şaşıyorum. Bide yazar tam bir solcu ve lgbt denen pis sapıkların düşünce özgürlükleri zırvalarının savunucularından. Aynı zamanda müslümanların dini nikah kavramını hafife alıyor. Aman bu gerici ve yobaz zihniyetten ve kitaplarından uzak durun. Bide kitabı romana benzese diyeceğim ki kurgusu güzel en azından romana benziyor. Ama hem konu berbat hem düşünce yapısı leş. Uzak durun :-)
Alıntı
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma
8/10
·160 syf.··
2026 3. kitabı
Sisifos hikayesine daha varoluşçu bir yönden bakan ve beynimde yeni bir fikrin kilidini açan kitap.Her ne kadar varoluşçu bakış açısına tamamen katılmasam da bu bakış açısını belirli mitler üzerinde görmek dinlemek hoşuma gidiyor.Pdf üzerinde bir sürü yeri işaretledim bunlardan birini buraya sabitliyorum. "Les dieux avaient condamné Sisyphe â rouler sans cesse un rocher jusqu'au sommet d'une montagne d'où la pierre retombait par son propre poids.Ils avaient pensé avec quelque raison qu'il n'est pas de punition plus terrible que le travail inutile et sans espoir."
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 202011,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·512 syf.··
2026 1. kitabı
Okurken her ne kadar bazı yerlerde, ağır dilinden dolayı,zorlansam da eğlenceli bir yolculuktu benim için.Hem Fransızca konusunda beni farklı bir seviyeye çıkardı hem de bir kitabı orijinal dilinde okumanın perspektifi ne kadar değiştirdiğinin farkına varmamı sağladı.Buraya kitapta beni etkileyen bir alıntıyı bırakıp sözü burda bitiriyorum. "Aimer ou avoir aimé,cela suffit.Ne demandez rien d'autre aprèc cela.On n'a pas d'autre perle à trouver dans les plis ténébreux de la vie."
Les MisérablesVictor Hugo · Wordsworth · 0105,3bin okunma
4/10
·213 syf.··
2026 105. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:52
Serinin 3.cü kitabı patladı resmen adam zaten berbat bir salak kadın tarif edilen şekilde olsa bu malı asla kabul etmez ama burada etti . Cassidy lise zamanı yan komşusu James/Knuckles aşık fakat kız hani okulun sakin sessiz kızı oğlanda yakışıklı . Bunlar komşu olduğundan evin orada gayet yakın arkadaş gibiyken çocuk okulda kıza bakmıyor bile yani öyle bir şahsiyetsiz o yaşa göre bile . Cassidy 'nin güya yakın arkadaşı okulun en güzel kızlarından bu kız gidip aslında istediği erkek olmadığı halde James yatıp birde hamile kalıyor . Cassidy tabi şok ikisi ile muhabbeti kesiyor okul bitsin kurtulayım derdinde . Bu iki yüzsüz kızdan düğünde nedime olmasını istiyor kız kabul etmeyince kıza utanmadan çemkiriyor oğlan rezillik resmen . Bu aradA tüm bu bokları yerken aslında kıza ne kadar değer verdiğini ilerde onla bir yakınlık hayal ettiğini falan düşünüyor . Bu olay dizisi zaten sinirimi kaldırdı ama hepsinin yaşlar malum günümüzde toplanır . Bu aptal James o leş kızla evleniyor Cassidy orduya yazılıp çıkıp gidiyor . James ile karısı çocuğu kaybediyor karısı buna devamlı yaptığı gezileri Cassidy ziyareti diye yutturuyor . Yani adamın embesilliği inanılmaz boyutlarda bakın sonunda boşanıyorlar . Aradan 11 sene geçmiş Cassidy'nin babası ölüyor kız kasabaya dönüyor . Tabi küçük yer herkes tanışık kızı yemek dağıtım ve işlerinin başına geçiyor Kulübe iş yapıyorken bunlar karşılaşıyor . Ve tabi bizim mal James kıza yine yok karıma yataklık yaptın beni aldattı diye kıza saçmalıyor . Bir insan daha ne kadar gerzek olabilir derken durum anlaşılınca özür yani adam devamlı sıçıp batırma durumunda . Bakın kimse bu adamı kabul etmez yani mantıken . Cassidy gibi bir kadın asla etmezdi ama işte yazar ettirdi .
Property of KnucklesChristine Michelle · Moonlit Dreams Publications · 01 okunma
Çıkış Yok'tan Octavio Paz'a: Araftaki Paradoks
Puan vermedi
Sartre'ın çıkış yok adlı oyununun meşhur repliği: “L’enfer, c’est les autres.” “Cehennem başkalarıdır." İnsan, kendini çoğu zaman başkalarının gözünden tanımlar, <bazen bir özne olmaktan çıkıp bir nesneye dönüşür> başkasının yargısı, beklentisi ve bakışı, benliğin etrafına görünmez duvarlar örer. Bu yüzden ilişki, yalnızca bir temas değil, aynı zamanda bir sınır deneyimidir ki kişiyi bazen sıkıştırır ve bu sosyal ilişki bazen özgürlüğü daraltan bir “cehennem” gibi hissedilir. Öyledir. Belki de mesele “başkası” değil, başkasının bizi nasıl gördüğüdür. Çünkü aynı bakış, hem kurucu hem yıkıcı olabilir. Bu noktada paradoks kaçınılmazdır: Cehennem başkalarıysa, cennet de başkalarıdır. Hayat, başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerin içinde şekillenir; iyi ya da kötü diye adlandırdığımız her şey, bu temasın içinden doğar. İnsan, ilişkilerden bağımsız bir varlık değildir; onlarla birlikte biçim alır. Octavio Paz ise "ben'i" bambaşka bir yerden okur, bir şiirinde: Biziz ötekiler, ben kendimden başka biriyim, davranışlarım bana daha çok benziyor başkaları gibi davranırken, kendim olmak için başka biri olmalıyım, bırak kendini, başkalarında ara kimliğini, başkaları da yok eğer ben yoksam, başkalarıdır veren bana varlığımı, ben kendim değilim, ben diye bir şey yok, hep biz varız, yaşam başka biridir, cennet başka biridir, senin ve benim ötemde.
İnceleme
Gizli OturumJean-Paul Sartre · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1950584 okunma
ÖZETLENMİŞ İNCELEME
Puan vermedi·128 syf.·
2026 15. kitabı
ÖZETLENMİŞ İNCELEME Vitruvius’un Gölgesinde Kalan Kadın: Ralph Fox’un “Roman ve Halk”ında Eril Evrensellik ve Edebiyatta Kadının Yokluğu Özet Ralph Fox’un “Roman ve Halk” (1937) eseri, Marksist edebiyat eleştirisi içinde, kapitalist yabancılaşmaya karşı “Bütünlüklü İnsan” (The Whole Man) idealini öne çıkaran temel bir metindir. Ancak, Fox’un bu ideali inşa ederken temel referansı olan Rönesans hümanizmi ve onun simgesi “Vitruvius Adamı”, görünüşte evrensel, özünde ise derin bir şekilde eril (masculine) bir özne tasarımıdır. Bu makale, Fox’un “epik kahraman” ve “Bütünlüklü İnsan” arayışını, Vitruviusçu bir erkeklik kurgusu olarak feminist bir perspektiften eleştirmeyi amaçlamaktadır. Argümanımız, Fox’un evrensel olduğunu varsaydığı “İnsan” kategorisinin, aslında Batılı, erkek ve burjuva bir özneyi merkeze alarak, kadını bu evrensellik anlatısının dışına ittiği veya onu ikincil, tamamlayıcı bir konuma hapsettiği üzerine kuruludur. Makale, öncelikle Vitruvius Adamı imgesinin tarihsel ve cinsiyetçi doğasını ortaya koyacak; ardından Fox’un bu imgeyi edebiyat teorisine nasıl aktardığını ve bunun “kahraman”, “yaratıcı deha” ve “tarihin öznesi” gibi kavramları nasıl eril bir şekilde kodladığını analiz edecektir. Son olarak, bu eril evrensellik iddiasının, edebiyat tarihi ve eleştirisinde kadın yazarların, karakterlerin ve deneyimlerinin sistematik olarak “yok sayılması”, marjinalleştirilmesi veya çarpıtılarak temsil edilmesiyle nasıl doğrudan bir ilişkisi olduğu, Virginia Woolf, Simone de Beauvoir ve Elaine Showalter gibi feminist teorisyenlerin çalışmalarına atıfla gösterilecektir. Fox’un kapitalizm eleştirisi değerli olmakla birlikte, önerdiği estetik ideal, ataerkil tahayyüllerle iç içe geçmiş olduğu için, kadının edebi ve tarihsel varlığına dair kapsayıcı ve
Roman ve HalkRalph Fox · Ayrıntı Yayınları · 201915 okunma