Geldim.Karşısına oturdum.O,yerde.Minderin üzerinde.Ben karşısındaki hafif yüksek sedirde.Yanına oturmalıydım.Elimi omuzuna atıp maşallahın var,iyisin iyi demeliydim.Gönül almalıydım.Beceremedim.Yapamıyorum.Olması gereken bana hep olmaması gereken gibi geliyor.Katı bir atık gibi sedirde duruyorum.Yumuşamam için elden ele geçmem,işlevsel hale gelmem için işlemden işleme sürüklenmem lazım.Ellerine bakıyorum.İşlevsiz.Soğuk.Yerden tespih mesafesi uzaklığında.Öyle durmaya alışmış.Yandan biri bir tespih fırlatıyor kucağına.Alıyor eline.Ölçü,tutuyor. Karşısında sedirde oturuyorum.Verimsiz bir hasadın geriye kalan toprağı bana bakıyor.Ben bastıran bir sanayi kuşağı gibi.Verimli ırmaklara sızmak üzere olan kirli bir sıvı gibi.Tabi kaynakların üzerine çullanmak üzere olan yabancı bir el gibi.Kibirle bakıyorum ona.Toprak topraktır oysa.Hasat verimsiz,yağmur az,süne çok diyelim.Diz çöken meyveli bir ağaç gururunu onarmaya yetmez mi toprağın?Toprak hep haklıdır el hâk.Lakin ben de haklıyım.Diz çökmeyeceğim.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!