s❀

s❀
"şeb-i târîk u bîm-i movc u girdâbî çonîn hâyil kûcâ dânend hâl-i mâ sebûkbârân-i sâhilhâ"
Müminin mutlaka Allah’a tazimde bulunması gerekir. Allah’tan korkması, O’ndan umutvar olması, kusurlarından ve eksikliklerinden ötürü de hayâ sahibi bulunması gerekir. Kişi iman sahibiyse, söz konusu nitelikleri yitirmemesi gerekir.
Reklam
Herkesin kıldığı namazdan alacağı hisse, Allah’tan ne oranda korkuyor, huşû ne orandadır ve Allah’a karşı saygısı nedir, buna göre değerlendirilecektir. Çünkü Allah’ın bakacağı yer, insanların kalbleri/gönülleridir.
Hz. Âişe (r.a.) şöyle demiştir: “Rasûlüllah (s.a.v.) bizimle konuşurdu, biz de kendisiyle konuşurduk. Ancak namaz vakti girince, sanki o bizi tanımazdı, biz de onu tanımazdık.”
İnsan yakin/kesin bilgi ve iman sahibi olduğu oranda kalb de Allah için huşû sahibi olur, Allah önünde eğilir.
Sonuç itibariyle bir kişi Rabbini ne kadar tanır ve bilirse, O'na karşı korku ve heybeti o oranda artar.
Reklam