• Letâifu'l İşârât - Lokman Suresi 21-34. ayetler
    21-AYET) "Kendilerine: Allah'ın indirdiğine uyun' denildiği zaman: 'Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız derler. Şeytan kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı?!”

    Onlar kendilerini de benzerlerini de aşamadılar ve hallerinin dönüştürücüsü olan Allah'a giden yolu bulamadılar. Oysa maneviyatı yükselen ve niyeti sırf Allah rızası için olan kimse, en sağlam kulpa sarılmış ve en ideal yolu izlemiş olur.


    22-AYET) "Kim iyilik yaparak kendini Allah'a teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur. İşlerin sonu da Allah'a varır!'

    Şu ayetlerde konu edilen kimselerin durumu ise bunun aksinedir:

    23-24-25-AYETLER) "Kim inkâr ederse, onun inkârı seni üzmesin. Onların dönüşleri ancak bizedir. Biz de onlara yaptıklarını haber veririz. Allah, göğüslerin içindekini hakkıyla bilendir. Biz, onları biraz yararlandırırız. Sonra da onları ağır bir azaba sürükleriz. Andolsun, eğer onlara: 'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye sorsan mutlaka: Allah' derler. De ki: Hamd Allah'a mahsustur: Fakat onların çoğu bilmezler. "


    Onların dönüşü bizedir, cezaları bizdendir ve hesapları bize aittir. Şayet onlara yaratanlarını sorarsan, Allah olduğunu ikrar ederler. Lakin sapıklıklarına dönüş yaptıkları zaman söylediklerini bozarlar ve inkârda ısrar ederler.

    26-AYET) "Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Şüphesiz Allah, her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye layık olandır."

    Göklerdeki ve yerdeki şeyler, mülk olarak Allah’ındır. O, hükmünü onlar hakkında hakka uygun olarak icra eder. Dönüşleri de kesin olarak O'nadır.

    27-AYET) "Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de mürekkep olsa, arkasından yedi deniz daha ona katılsa, Allah'ın sözleri yine de tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir! "

    Eğer yeryüzündeki kalemler ağaç, denizler de mürekkep olup onlara yetecek miktarda kâğıtlar harcansa, kâtipler de kalemler kırılıncaya kadar kendilerini zorlasalar, denizler tükenip kâğıtların tamamı kullanılsa ve kâtiplerin ömrü bitse yine de seninle olan konuşmamızın ve sana duyurduğumuz hitabımızın manaları tükenmez. Çünkü sen, ilelebet bizimle berabersin. Ebedi olan vasıf ise sona ermez.

    Bir yoruma göre de şayet senin onlara dönük çok sözün olsa da şüphesiz sizdeki tükenir; fakat Allah katındaki kalıcıdır.

    Şiir;
    Sitem için tuttuğum dosyalar var bende
    Açılacak bir gün onlar ve uzayacak sitem


    28-AYET) "Sizin yaratılmanız ve öldükten sonra tekrar diriltilmeniz, ancak bir tek canı yaratmak ve diriltmek gibidir. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir."

    Allah katında, az ya da çok şey yaratmak aynıdır. Bu itibarla O, ne çok olandan sıkıntı ve zorluk çeker, ne de az olandan rahatlık ve kolaylık hisseder.

    "Birşeyi dilediği zaman, O'nun emri o şeye ancak 'Ol!' demektir. 0 da hemen oluverir:' (Yasîn,36/82): Allah, bunu sözüyle söyler ancak onu bir çaba harcamaksızın, imkân tüketmeksizin, bir iç çağrışım olmaksızın ve bir amaç belirmeksizin, kudretiyle oluşturur.

    29-AYET) "Görmez misin mi ki Allah geceyi gündüze, gündüzü de geceye katmaktadır. Güneşi ve ayı da buyruğu altına almıştır. Her biri, belli bir zamana kadar akar giden Şüphesiz Allahl yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır! "

    30-AYET) "Bu böyledir Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise bâtıldır. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktur.
    Allah hakkın ta kendisidir. O, hakkı gerçeldeştiren varlıktın Onların Allah'tan başka taptıkları ise bâtıldır. Bâtıl ise yokluktan meydana gelmiş ve yok olabilme özelliği taşımaktadır.

    31-AYET) "Görmedin mi ki, gemiler Allah'ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah, bunu ayetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden, hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır"

    Zahirde onların selameti gemidedir, batında ise varlık âlemindeki yaratıklara karşı güven içinde olmalarıdır. Kurtuluşları da kudret denizlerindeki masumiyet gemilerindedir.

    "Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden, hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır": Belalardan kaçmayarak onlara karşı duran, başına gelen ilahi takdirin bela ve lütuf cinsinden tasarruflarına karşı şükreden herkes için ibretler vardır.

    32-AYET) "Onları bir dalga gölgelikler gibi kapladığında, dini Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar. Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Bizim ayetlerimizi ise ancak son derece kaypak, son derece nankör olanlar inkâr eder. "

    Takdir denizlerinin dalgaları onların üzerinde çarpıştığı zaman, o denizlerin kendilerini güvenli sahile atmasını temenni ettiler. Oysa Allah, temennilerini gerçekleştirmek lütfunda bulunduğu zaman, onlar hatalarının başına döndüler.

    Şiir:
    Siz nice cahillikler yaptınız, sonra biz halimliğimizle döndük
    Dostlar! Daha ne kadar siz cahillik yapacaksınız da biz halim olacağız

    33-AYET) "Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın, çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da sizi aldatmasın"

    Allah, onları bazen yaptıklarıyla korkutarak: ….. günden korkun” buyururken, bazen onları sıfatlarıyla korkutarak: "O, Allah'ın gördüğünü bilmedi mi? " buyurmakta, bazen de zatıyla korkutarak: "Allah, sizi kendisinden sakındırır" buyurmaktadır.

    34-AYET) "Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir, Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır. "

    Kıyamet bilgisine yalnızca Allah sahiptir. Bir de Allah, rahimdekilerin erkeğini, dişisini, mutsuzunu, mutlusunu, güzelini ve çirkinini bilir. Yağmuru ne zaman yağdıracağını, kaç damla yağdıracağını ve nerede yağdıracağını da bilir.

    "Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilemez Hiç kimse, nerede öleceğini de bilemez Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır"; Hiçbir nefis yarın işleyeceği iyilik ve kötülüğü, uyum ve uyumsuzluğu bilmez. Hiçbir nefis nerede öleceğini, muradına erip eremeyeceğini de bilmez.