neziha koçsoy

9/10
·798 syf.··
Beğendi
·
2021 17. kitabı
·
317 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2021 21:15
Günümüz batı toplumuna nasıl gelindi ? Michel Foucault; kafasını meşgul eden bu sorunun cevabını bulmak için çeşitli araştırmalara yöneldi. Hapishanenin doğuşunu ve suçu araştırdı, Bilgini tarihinin izini sürdü, Cinsellik kavramına, hastanelere ve deliliğe kadar bir çok konuda tarihsel araştırmalara yöneldi ve bu konuların derinlikli kitabını yazdı. Bu kitabı anlamak için yazarın eserlerine topluca bakmak gerekir. Okuması ve anlaması güç bir eser. Çeviride oldukça kötü bir çeviri. Zaman zaman cümleler ve pasajlar orijinal dilinde bırakılmış. Yan araştırmalarla kitabı anlamaya çalışmak gerekiyor. Kitap üç cilt halinde yayınlanmış ve sonrasında tek cilte indirgenmiş. Birinci bölümde deliliğin ortaya çıkışı ve delilerin kapatılma süreci, ikinci bölümde deliliğin türleri son bölümde ise tımarhanenin tarihi ve akıllının deliye bakışı gibi basit cümlelerle ifade edilebilir. Gelelim esas meseleye Michel Foucault ne demek istemektedir. 16. Yüzyıldan itibaren monarşik düzenler kendi iktidarını ayakta tutabilmek için toplumda bulunan aylak, deli, sapkın ve buna benzer kendine göre asalak gördüğü kişi ve grupları bir yerlere kapatmaya başladı. Belki toplumu daha nezih bir toplum yaratma gayesi gibi görünse de madalyonun öbür yüzünde mevcut iktidarlar toplumun bakış ve düşüncelerini, kendi görmek istediği, biçim ve yöne çevirmeyi amaçlamaktadırlar. Michel Foucault’nun demek istediği budur. Monarşi ve ardından gelen kapitalist yaşamda insanın nesnel aklının kontrol altına alınmasını ve öznel aklı dayatması yatar. Nasıl özgür olacağımızı dahi iktidarlar belirlemektedir der Michel Foucault. Bu düşünüş biçimi insanın mankurtlaşmasının ön adımı dersek yanılmış olunmaz. Günümüz toplumlarında kapitalizmin kontrol ettiği iktidarlarca yönetilen ülkelerde tüketici den öteye bir anlam ifade
Deliliğin TarihiMichel Foucault · İmge Yayınevi · 20201,147 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
ş i m d i h ü z ü n s a a t i: Dünya'nın bütün denizlerini içine doldurup saklamak isteyen yüreğim...; ateşe dokunmuş bebek parmağı gibidir . .. //...denizler yangın yeridir... gör Tanrım...! bu çığlık denizin mavi sesidir... duy Tanrım...! ...ben ki... yolcu vapurlarında martı sesi satarım...//1990
Şiir