Turgut Uyar'ın gözünden dadaizm akımı
Turgut Uyar'ın Mümtaz Zeki'nin "Hayti Adaları" şiiri dolayısıyla yazdıkları bu bakımdan açıklayıcıdır. "Dada, çökmüş, yozlaşmış batı Avrupa'nın son entelektüel çırpınışı. Boşa da gitmemiş üstelik, sürrealizmin özbeöz anası olmuş. Dada, Türkiye'de hiçbir zaman olmamış, olması imkandışı bir değerler sisteminin karşısına dikilmiş bir akım. Karşısında eğlendiği, yıkmak istediği sağlam bir değerler düzeni var. Zaten Dada'nın çıkışı bu değerler düzeninin varlığına bağlı. Var olması, ortaya çıkması ancak bu sistemle açıklanabilir. Başka türlüsü kundakçılık olarak nitelendirilebilir. Dada, büyük çelişkinin fikri platformdaki belirtisidir. Türkiye'de tarihsel süreç bakımından yeri yoktur, anlamsızdır, hatta komiktir. O yıllarda (1932-35) Nazım'ı bile fütürist kavramıyla bu akımın içine katıp ucuzlatmak eğilimi vardır. Oysa genç Cumhuriyet'in ana sütüne ihtiyacı vardır: kendi sesine, kendi şarkısına. Bu bulunamaz; aranır, yöresinde dolaşılır, aslında sezilir de! Mümtaz Zeki de Dadaizm'i getirdi Türkiye'ye, Türk şiirine demiyorum. Bir toplum, bir dil ürünü olan şiir, kendi organizmasını korur. Kabullenmez dokusuna aykırı düşen bir organizmayı. Atmaz bile; umursamaz. Yalnız Mümtaz Zeki mi? Sabahattin Tahsin Teoman'ın "letrizm" denemeleri; Ercüment Behzat'ın, Asaf Halet'in gerçekten başarılı sürrealizm-mistisizm uygulamaları bile bir yankılanma bulmaz Türk dilinde; bir yanlışlık, bir sapma olarak anılır-kalır."
Sayfa 23 - Dergâh Yayınları
Özetle şunu söylemek mümkündür. Asaf Hâlet'in şiirlerinde karşımıza çıkan ve genellikle değişik uygarlıkların dini metinlerinden alınan söz öbekleri, şiire âhenk katmak, ayrıca şiirin içeriğine uygun bir atmosfer yaratmak amacıyla kullanılmışlardır. Şair, bunları anlamlarından soyutlayarak şiire sokmuş ve okuyucunun anlama değil sese odaklanmasını istemiştir. Ancak bu ifadeler, anlamsız da değillerdir. Asaf Hâlet, değişik alfabelere ait harflerin öne çıktığı şiirlerinde ise, o harflerin genellikle mistik ve dini yorumlan çerçevesinde şiirini oluşturmuş; bu tavrıyla da harflere çeşitli anlamlar yükleyen Hurufıler'e yaklaşmıştır. Nitekim şair, Hikmet Feridun'la bir söyleşisinde, şiirde sözcüklerin ve harflerin daha çok iç anlamlarına önem verdiğini belirtmektedir.43 Bu da, dışa ve görünene değil, içe ve gizemli olana yüzünü dönen ve Hurufiliği de içine alan mistisizmin en açık bir dille ifadesidir. Asaf Hâlet Çelebi'yi, kimi zaman ses çağrışımlarıyla dikkat çeken şiirlerine bakarak anlamsız- ses şiirleri yazan letristlerle bir arada değerlendirmek doğru bir yaklaşım değildir. Dikkatle incelendiğinde onun şiirlerinin letrizmle ilişkisinin yok denecek kadar az olduğu kolaylıkla görülecektir. KABiL DEMiRKIRAN ASAF HALET ÇELEBi'NiN ŞİİRİNDE LETRİZM ETKİSİ VAR MI?
Sayfa 62 - Hece Yayınları Birinci Basım - Ekim 2003·Kitabı okudu
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Letrizm Nedir?
Isou, somutla soyut arasındaki karşıtlığın kaynağını da harflere dayandırmıştır. Soyut ya da dile getirilemeyen şeyler, alfabedeki harflerin yetersizliği yüzünden soyut olarak kalmışlardır. Somutun özdeşi olan harfle soyut arasındaki ayrımı ortadan kaldırmak, ancak harflerin yetersizliğini gidermekle mümkündür. Letristler, bunun için 130 harf ya da sembolden oluşan bir alfabe icat etmişler ve bu alfabenin dünyadaki bütün sesleri temsil ettiğini öne sürmüşlerdir. Isou ve Lemaitre'in icat ettiği bu işaret sistemi, müzikte kullanılan nota sistemini andırmaktadır. Yani bu semboller, temsil ettikleri seslerden başka bir anlam taşımamaktadırlar. Letrizm, bir bakıma, dilin ifade olanaklarını geliştirme amacına yönelik bir eylem gibi gözükebilir. Ancak dikkatle incelendiğinde bu akımın, dilin iletişim gücüne duyulan derin güvensizliğin bir yansıması olduğu ortaya çıkacaktır. Yukarıda da belirtildiği gibi letristler, doğada var olan, ancak fonetik kurallarının ve harflerin eksikliği yüzünden dilde ifade edilemeyen seslerin peşindedirler. Isou, 130 harfli alfabenin sağlayacağı olumlu sonuçları sayarken, dile karşı giriştikleri savaştan da bahseder:10 ...Ölçüp biçmesini öğrendiğimiz şeylerin dışında hiçbir şeyin var olmadığını düşünüyoruz ve işte bu nedenle de ölçülemeyeni, sınırsız olanı hesaplama işine koyulduk. (Ritim, doğaya aykırıdır sözgelimi; çünkü, çan, canavar düdüğünün uğultusu, yapraklarda rüzgarın hışırtısı ritme aykırıdır da ondan.) Burada gene yalnızca insanın yol ve yöntemini benimsedik. Daha sonra, damarları sertleşmiş yirmi dört harfiyle yüzyıllardır kokuşup kalmış abeceyi açtık ve karnına on dokuz yeni harfi sokuşturduk. Bizden sonra gelenlerin boşluk bırakmayacak bir biçimde tıkayabilmeleri için de, bağırsakları dışarıda, yarı aralık onu orada öylece
Sayfa 47 - Hece Yayınları Birinci Basım - Ekim 2003·Kitabı okudu
Şiir
Letrizm Nedir?
Isou ve arkadaşları, harf olmayan ya da harf olamayacak hiçbir şeyin, somut bir halde de var olamayacağım savunmuşlardır. Onlara göre harfler, âdeta varlığın koşulu ve kanıtı gibidirler. Letristlerin bu düşünceleri, ilk bakışta, onları Doğudaki Hurufilik inancına yaklaştırmaktadır. 14.yy'da İran'da ortaya çıkan bu mistik inanç sisteminde de harfler, varlığın ve oluşun özünü tanımlamakta kullanılmışlardır. Gerçek yaratıcının harfler olduğunu ileri süren Hurufiler, her harfin, bir varlık türünün özünü simgelediğine, en yüce varlık Tanrı'dan en alt basamakta yer alan cansız varlıklara kadar her şeyi bir harfin karşıladığına inanmışlardır.9
Sayfa 47 - Hece Yayınları Birinci Basım - Ekim 2003·Kitabı okudu
Şiir
Letrizm Nedir?
Letrizm (Lettrism) ya da Harfçilik, II. Dünya Savaşı'nın son yıllarında Fransa'da yayılmaya başlayan bir sanat akımıdır. Kökleri dadaizme dayanan ve sürrealizmden de bazı izler taşıyan bu akımın öncüsü, Rumen asıllı Isidore Isou (1928-)dur. Savaşın sonlarına doğru Romanya'dan Fransa'ya göç eden Isou, 1944 yılında Paris'te letrizm akımının temellerini atmış ve görüşlerini, Introduction a line Nouvelle Poesie et a Une Nouvelle Musique (Yeni Bir Şiire ve Yeni Bir Müziğe Giriş) adlı kitabında toplamıştır. Henüz 16 yaşındaki bir gencin, yalnız sözcükleri ve sözcüklerin anlamlarına değil, aynı zamanda kurulu düzene ve basmakalıp değerlere karşı da ayaklanma niteliği taşıyan görüşleri, savaşın büyük bir yıkıma yol açtığı Fransa'da geniş ilgi uyandırmıştır. Şiiri yalnız sese ya da belli bir düzen içinde yerleştirilen harflerin görünümüne dayandıran ve anlamsızlığı savunan letrizm, sonraki yıllarda resim, grafik, sinema, mimari gibi görsel sanatlarda da ön plana çıkmıştır. Şiirde Isidore Isou'nun dışında François Dufrene, Maurice Lemaitre, Gabriel Pomerand, Roberto Altmann, Roland Sabatier gibi sanatçıların öncülüğünü yaptığı bu akım, Fransa'nın dışına taşarak Rusya, Macaristan Yugoslavya ve Avustralya'nın yanı sıra Latin Amerika ülkelerinin sanatçıları arasında da taraftar bulmuştur. 1952 yılında Guy Ernest Debord, Gil J. Wolman Jean Louis Brau ve Serge Berna'nın başım çektiği radikal letrizm yanlıları, bir beyanname yayımlayarak diğer arkadaşlarından ayrılmışlar ve Internationale Lettriste'i kurmuşlardır. Akım, bu tarihten sonra siyasî bir kimlik kazanmış, 1957'de Internationale Situationniste'in kurulmasıyla bu kimliğini daha da pekiştirmiştir. Letrizmin öncüleri, 1957 ile 1972 yılları arasında, savaş sonrası politikaların toplumsal kültür üzerindeki etkileri, çağdaş
Sayfa 45 - Hece Yayınları Birinci Basım - Ekim 2003·Kitabı okudu
Şiir
Asaf Hâlet Çelebi, bununla birlikte, yalnızca Doğu'nun şirini söyleyen bir sanatçı olarak kabul edilmiştir. Onun, henüz çocukluk yıllarında öğrenmeye başladığı Batı dilleri sayesinde, başta Fransız şair ve romancılar olmak üzere çağdaş edebiyatın önde gelen isimlerini okuduğu, Kant, Hegel, Freud gibi Batı düşüncesinde çığır açmış düşünür ve aydınların görüşlerine ilgi duyduğu, Doğu uygarlığı üzerine çalışmalar yapmış Batılı araştırmacılarla dostluğa varan ilişkiler kurduğu görmezden gelinmiştir. Batıdaki bütün sanat ve fikir hareketlerini bizzat kaynağından takip eden Çelebi, şiirlerine buralardan aldığı etkileri doğrudan ya da dolaylı bir biçimde yansıtmayı başarmış bir şairdir. Ancak ölümünden bu yana geçen kırk beş yıl zarfında, onun hakkında çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanan yazılarda, şairin bu yönü ihmal edilmiş gibidir. Asaf Hâlef in yaşamı, sanatı ve eserlerini konu alan iki kitapta da1, şairin Batı şiiri ve edebiyat akımlarıyla ilişkisine ayrıntılı yer verilmemiştir. Çelebi'nin Batı şiiriyle ilişkisine değinen, Başta Ahmet Hamdi Tanpınar2 olmak üzere, Seyit Kemal Karaalioğlu3, Ahmet Kabaklı4, Mustafa Miyasoğlu5 gibi yazarlar, onun şiiriyle sürrealizm ve letrizm arasında bir bağlantı kurulabileceğini savunmuşlardır. Ne var ki, bu bağlantının kanıtlarını ortaya koyma noktasında ciddi bir eksiklik göze çarpmaktadır. KABİL DEMİRKIRAN
Sayfa 45 - Hece Yayınları Birinci Basım - Ekim 2003·Kitabı okudu
Şiir