Ben kendi hayatımı yaşarken, isteyen adımla kalır. Benim hayatım kendi beynimin içinde ve başımda yaşıyor, hayatım başkasının beyninde ve o beynin benimle ilgili anlayışında yaşamıyor ki, bana hakaret edenlere, namusuma saldıranlara
hemen öfkelenmem gereksin. Ama
zorla değil ya, hiç öfkelenmiyordum,alışılan
öfkelenmektir, diye öfke taslamak zahmetine de katlanamıyordum. Ben neysem oyum, ne övünmekle yükselir, ne de yerilmekle alçalırım.
Hayatımın bir buçuk yılını kaybetmişim.İnsan kaybedişin böylesine yanmaz da neye yanar? Neyse, hayatımda pek kazanmadım ki, kazanmasını öğreneyim. Ama kaybetmesini, hem
de şahane kaybetmesini öyle öğrendim ki, en zengin kazanışlara taş çıkartan bir ferahlık ve gönül açıklığıyla, gülerek kaybederim.
Ne tuhaf dünya? Fukaralıktan utanılıyor.
Bunların hiç utanacakları bir şeyleri yok. Bir
görenek dolayısıyla fukaralıklarından utanıyorlar.Fakat utanacakları her şey varken, hiçbirinden utanmayıp, yalnız fukaralıktan utananlara ne demeli?
İyi bir yatırımın ilk prensibi ana paranızın güvende olmasıdır. Paranızın kaybolma ihtimali varsa daha büyük bir yatırımlarla ilgilenmek bilge bir davranışmıdır ?