Açmaya çalıştığı hiçbir konu konuşmamızı renklendirmiyor, tıkandığımız yeri açmıyor. Sessizlik bu durumu fark etmemizi sağlayacak diye ikimizde sürekli konuşuyorduk. En ilgisiz konulardan bile art arda söz açıyorduk. Sırf susmamak için; susarsak o sessizliğin göstereceği şeyi görmemek için.
Biliyorduk; soluğumuz tükenip gözlerimiz birbirine değdiğinde korktuğumuz şeye yakalanacaktık: konuşamadıklarımıza.