Levent Fahri

Levent Fahri
10/10
·73 syf.··
2025 22. kitabı
Edmund Husserl’in yaşamı boyunca takip ettiği temel amaç, felsefeyi kesin bir bilim (strenge Wissenschaft) haline getirmekti. Ona göre, doğa bilimleri deneysel yöntemlerle ilerlerken, felsefe kökenlerine dönmeli ve tüm bilgi iddialarının nihai temelini oluşturan saf bilinç yapılarını araştırmalıydı. Bu iddia, onun fenomenolojik projesinin kalbinde yer alır. Husserl, modern dönemde doğa bilimlerinin mutlak bilgi modeli olarak görüldüğünü, ancak bu bilimlerin önkabullerle işlediğini savunur. Örneğin doğa yasaları deneyime dayanır, ancak deneyimin kendisi sorgulanmaz; bilim, nesnel dünyanın varlığını varsayar, ancak bu varlığın anlamı araştırılmaz. Husserl’e göre bu, bilimlerin krizidir ve felsefe, bu krizi aşmak için kesin bir temel sunmalıdır. Fenomenoloji, bu amaca hizmet eder: doğal tavrı paranteze alarak (epokhe), dünyanın bize göründüğü haliyle (fenomenler olarak) incelenmesini sağlar. Böylece bilinç, yönelmişliği (Intentionalität) sayesinde nesneleri nasıl kurgular? Saf bilinç yapıları nelerdir? Husserl, felsefeyi apodiktik kesinlikte bir disiplin yapmak için bu sorulara yanıt arar. Onun projesi, yalnızca felsefede değil, psikoloji, sanat ve sosyal bilimlerde de derin etkiler bırakmıştır. Türkçede de “Kesin Bilim Olarak Felsefe” gibi metinlerle bu arayışın izleri sürülebilir. Sonuç olarak, Husserl’in fenomenolojisi, bilimi ve felsefeyi kökten bir sorgulamaya tabi tutarak, kesin bilgi idealini yeniden canlandırmayı hedefler. Bu, salt bir yöntem değil, aynı zamanda insan bilincinin evrensel yapılarına dair iddialı bir keşif yolculuğudur.
Kesin Bilim Olarak FelsefeEdmund Husserl · Türkiye Felsefe Kurumu · 1999128 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Levent Fahri

, bir kitap okudu
10/10
·73 syf.··
2025 22. kitabı
Edmund Husserl
8.6/10 · 128 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2025 21. kitabı
Edmund Husserl’in 1907’de Göttingen’de verdiği ve “Fenomenoloji Üzerine Beş Ders” adıyla derlenen bu temel eser, yirminci yüzyıl felsefesinde bir dönüm noktası teşkil eden fenomenolojik hareketin adeta manifestosu niteliğindedir. Husserl, bu derslerde, doğa bilimlerinin hakimiyetindeki bir çağda, bilginin gerçek temellerine ulaşmak için radikal bir yöntem önerir: fenomenoloji. Ona göre felsefe, psikolojiden ve doğa bilimlerinin önkabullerinden kesinlikle arındırılmış, “şeylerin kendisine” dönmek zorundadır. İşte bu dönüş, fenomenolojik indirgemeyle, yani doğal tavrı paranteze alarak (epokhe) mümkün olur. Husserl, burada, tüm deneyimimizin ve bilgimizin son derece kesin ve tartışılmaz temeli olarak gördüğü saf bilinç yaşantılarının alanına, fenomenolojik sahneye giriş yaparız. Bu sahnede artık dünyanın var olup olmadığını sorgulamayız, yalnızca bize göründüğü, verildiği biçimiyle, yani salt fenomen olarak dünyayı inceleriz. Husserl’in “yönelmişlik” olarak tanımladığı, bilincin daima bir şeyin bilinci olması ilkesi, bu incelemenin anahtarıdir. Her bilme edimi, bir “görü”ye dayanmalıdır; sezgi, her türlü bilginin nihai meşruiyet kaynağıdır. Husserl, bu derslerde, bu yöntemsel çerçeveyi adım adım inşa ederken, aynı zamanda zaman bilinci, algı ve yargı gibi somut örnekler üzerinden somutlaştırır. Onun amacı, kesin bir bilim olarak felsefeyi, her türlü kuşkuculuktan arınmış, apodiktik bir kesinlikle temellendirmektir. Bu kısa metin, Husserl’in daha sonraki “transandantal idealizm”e evrilecek olan düşüncesinin özünü berrak ve sistematik bir şekilde sunar. Heidegger’den Sartre’a, Merleau-Ponty’den günümüzün bilişsel bilimlerine kadar uzanan geniş bir düşünce yelpazesini derinden etkilemiş olan bu metin, sadece felsefeyle değil, sanat, sosyoloji ve psikolojiyle ilgilenen herkes
Fenomenoloji Üzerine Beş DersEdmund Husserl · Bilgesu Yayıncılık · 2010196 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2025 20. kitabı
Karl Marx ve Friedrich Engels’in 1848 Şubat’ında, Avrupa’yı sarsan devrimlerin eşiğinde kaleme aldığı Komünist Manifesto, yalnızca bir siyasi program metni olmanın çok ötesine geçerek, insanlık tarihinin en etkili ve en çok tartışılan metinlerinden biri haline gelmiştir. “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor – komünizm hayaleti” gibi çarpıcı bir girişle başlayan bu metin, okuyucuyu hemen içine çeker. Marx ve Engels, bu kısa ama yoğun metinde, o güne kadarki tüm insanlık tarihinin sınıf mücadeleleri tarihi olduğunu ilan eder. Buradan yola çıkarak, kendi dönemlerinin en dinamik ve devrimci sınıfı olarak gördükleri burjuvazinin yükselişini ve onun kaçınılmaz çöküşünü, yerini alacak olan proletaryanın zaferini bilimsel bir tarih anlayışıyla, diyalektik materyalizm ışığında analiz ederler. Manifesto, burjuvazinin feodalizmi nasıl yerle bir ettiğini, üretim araçlarında sürekli devrim yapma zorunluluğu yüzünden nasıl dünyayı dönüştürdüğünü, sürekli genişleyen bir pazar ihtiyacıyla uluslararası ilişkileri nasıl şekillendirdiğini anlatırken, aynı zamanda onun kendi mezar kazıcılarını, modern işçi sınıfı proletaryayı da nasıl yarattığının altını çizer. Proletaryanın, üretim araçları üzerindeki özel mülkiyeti ve onun en nihai ifadesi olan burjuva devleti ortadan kaldırarak, sınıfsal çıkarları tüm toplumun çıkarlarıyla örtüşen, evrensel bir sınıf haline geleceğini ve sınıfsız, sömürüsüz, yabancılaşmanın olmadığı komünist bir toplumu kuracağını öngörür. Metin, burjuva ideolojisine, aile anlayışına, vatan ve milliyetçilik fikrine getirdiği radikal eleştirilerle sarsıcıdır. Komünistlerin, tüm dünya işçilerini birleştirme misyonunu vurgular ve ünlü “Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!” çağrısıyla son bulur. 175 yıldır sayısız dile çevrilmiş, sayısız baskı yapmış ve milyonlarca insanı
Komünist ManifestoKarl Marx · Can Yayınları · 202416,4bin okunma