Ley’Lâ’ya…
Sen ne kadar aşksın Ley’Lâ,
adını anınca üstâd kendine gelir…
Sen ne kadar derinsin Ley’Lâ…
seni hatırlamak,
kendi yolunu bulmak gibi…
yolunda olmak,
yolunda ölmek gibi…
Sen ne kadar sır’sın Ley’Lâ…
Sükût Ülkesi’nden bir ses,
susarken konuşan bir hâl…
Sen ne kadar çöl’sün Ley’Lâ…
susuz yürüdükçe yanan,
her adımda yakan,
her an arındıran…
Sen ne kadar güzel bakan
çöl ahûsusun Ley’Lâ…
ceylan gözlerin değdi bu kalbe,
heybeme nakış,
yüreğime yakış…
Sen ne kadar tatlı bakışsın Ley’Lâ…
Elest’ten düşmüş bir iz gibi,
heybemde hatırda kalan nakış…