Benim evimde telefon yok, sadece aşağıdaki kahyanın bir telefonu var; çünkü dünyanın o aptal, kirli gürültüsünün yaşadığım odalara sokulmasını yasakladım.
İnsan şaşmaz bir düzene göre yaşar ve günün birinde senin Malaylar gibi Amok koşucusu olur. Bir evi, unvanı, mevkii ve hiçbir şekilde şaşmayan bir yaşam şekli vardır. Ve bir gün bütün bunlardan koşarak kaçar, elinde silahla ya da bazen silahsız… ki bu ikincisi daha bile tehlikeli. Gözlerinde donuk bir bakışla koşarak dünyaya çıkar; yol arkadaşları, eski dostları ondan uzaklaşırlar. Büyük şehre gider, kendine kadınlar satın alır, etrafındaki her şey havaya uçar, bela arar ve bulur. Fakat dediğim gibi, en kötüsü bu da değildir. Belki koşarken bir yumrukla uyuz, kuduz bir köpek gibi yere serilir. Belki duvara, hayatın engellerine doğru koşar ve bütün kemiklerini kırar. Daha kötüsü, insanın yalnız geçen yıllar boyunca ruhunda oluşan bu galeyanı bastırmasıdır. Ve hiçbir yere koşmaması...
Kurulan her iktidarda, neredeyse hissedilmeyen, hafif bir küçümseme vardır: Üzerinde hakimiyet kurulana yönelik bir küçümseme. Bir insan ruhuna ancak o insanı tanıyarak, anlayarak ve çok ölçülü bir şekilde küçümseyerek hakim olunabilir.