Ve tabii, 'yürümek' - bu konuda kafamı nasıl bozmuş olduğumu biliyorsun: yürüme - birlikte yürüme...
- Daha ulu bir şey bilmiyorum. - Sevişmek bile, bütün yakınlığıyla, yüceliğiyle, güzelliğiyle; ama patlayan ve sönen tutkusuyla, heyecanıyla, doyumuyla, birlikte yürümekten daha üstün değil - hele, bir de, birlikte gidilecek bir yer (bir amaç, bir erek) varsa...
Yürüyüş -
Ne kavram ama!...
Öyle olurdu ki, sokağa, yürümeye çıktığımızda, ellerimiz sanki kendiliklerinden bilirlerdi tutuşmaları gerektiğini; aynı anda da, karşılıklı, birbirlerini bulup, kavuşurlardı.
Ey Okur: sen de bunu aklından çıkarma, burada yazılmışları okurken: yanlış anlaman işten bile değil; hatta doğru anlaman, neredeyse, olacak iş değil...