Ah gelecek neyse uzak da odur! Belirmekte olan bütünüyle önemli bir şey gözlerimizin önüne gelir, gözlerimiz gibi duygularımız da onun içine karışmak ister ve biz, ah, tüm varlığımızla kendimizi ona vermeyi, büyük ve muhteşem tek bir duygunun tüm hazzıyla dolmayı özleriz.
-Ah, oraya vardığımızdaysa, orası şimdi burası olmuşsa, her şey her zamanki haline bürünür, zavallılığımızın ve sınırlılığımızın içinde kalakalırız, ruhumuzsa kaçırdığımız huzura özlem duyar.
Oradan ayrılırken, aynı gün kendisini görebilir miyim diye iznini rica ettim; olumlu yanıt verince ben de gittim - o andan başlayarak güneş, ay ve yıldızlar huzurla varlıklarını sürdürebilirlerken, ben gece mi olmuş gündüz mü farkında bile değilim, gözüm dünyayı görmüyor.
Çok sevgili varlığı kollarımda tutup, çevredeki her şeyin geçip gittiği sırada onunla bir kuş gibi uçarken -Wilhelm, samimiyetle söylüyorum, üzerinde hak iddia ettiğim, sevdiğim bir kız, bu yolda felakete sürüklensem bile benden başka kimseyle dans etmeyecek diye yemin ettim. Beni ancak sen anlarsın!
Ah, gençlik çağımda ölen hanım arkadaşım, ah ne yazık ki öyle birini tanıdım!
-Yoksa şöyle derdim: Sen bir budalasın! Bu dünyada aramakla bulunamayacak birini arıyorsun! Ama onu tanıdım, her halimi ona sergileyebildiğim için karşısında kendimi olduğumdan daha önemli hissettiğim o büyük insanı, o yüreği hissettim.
Kalbime küçük ve hasta bir çocuğa bakar gibi bakıyorum; her arzusunu yerine getiriyorum. Bunu başkalarına söyleme; bundan dolayı beni ayıplayacak insanlar çıkabilir.