Uzaklık, insanların ortak hiçbir şeyi olmadığında değil, ortak noktaları fazla olduğunda ortaya çıkar. Diğer bir deyişle uzaklık insanların artık günümüzde ortak ve son derece standartlaşmış bir dil paylaşmalarından kaynaklanır. Öte yandan yakın olmak, iki öğenin paylaştığı benzerliklerin belirgin ve özel olmasından kaynaklanır. Bu anlamda yakın olmak "varoluşsal olarak üretilmiş anlamlar"ın paylaşılması anlamına gelir.
Dolayısıyla Adorno'nun yarım yüzyılı aşkın bir süre önce etkili bir şekilde öne sürdüğü üzere farklı kurumlar benliğin metalaştırılması sürecinde birbirine sıkı sıkıya bağlıdır: Psikolojik ikna, kişisel gelişim edebiyatı, öğüt endüstrisi, devlet, ilaç şirketleri ve internet teknolojisi modern psikolojik özbenliğin özünü biçimlendirme konusunda iç içe geçmişlerdir, çünkü hepsinin de esas hedefi benliktir. "Duygu-sal kapitaliz" adını verdigim sey iste bu piyasa dağarcıklarının ve benlik dillerinin 20. yüzyıl boyunca aşamalı olarak birleşmesi ve kaynaşmasıdır. Duygusal kapitalizm kültüründe duygular değer biçilebilecek, incelenebilecek, tartışı-labilecek, pazarlığı yapılabilecek, nicel olarak ölçülebilecek ve metalaştırılabilen öğeler haline geldi.
Kişinin imajı…başkalarınca devamlı olarak desteklenmesi ihtimaline dayanır. Dolayısıyla tanı(n)ma, hem bilişsel hem de duygusal düzeyde bir kabul ve onaylanma ve karşıdakinin taleplerinin ve konumunun pekiştirilmesini gerektirir.