Sanki tüm varlığım ince bir çengelin ucuna asılmış da karanlık, derin bir kuyunun dibine sarkıtılmış gibi geldi bana. Sonra çengelden kurtuluyor, hiçbir engelle karşılaşmadan kayıp uzaklaşıyordum.
Herkes beni terk etmiş de cansız varlıklara sığınmışım gibi geldi bana. Benimle tabiatın akışı arasında, benimle ruhumdan dökülen derin karanlık arasında bir bağ meydana gelmişti. Bu sessizlik, bizim anlayamadığımız bir tür lisandı.
Bu ten yok olmaya, toprak altındaki farelere ve kurtçuklara yem olmaya mahkûmdu! Bundan böyle o benim inisiyatifimdeydi; ben ona tabi değildim. Ne zaman istersem gözlerini görebilirdim.