Yaşayan üzülüyordu. Hayat en güçlü bağları, en derin aşkları bile işleyerek, en ateşli ilgileri bile söndürerek her şeyi kemiriyor, kemiriyor, kemiriyordu. Dünyada yaşamak kadar tüketici, yok edici bir kuvvet daha bulunamazdı. Yaşamak, her an mahvolmaktı. Bir taraftan erimek, ezilmek, çürümek, yok olmak ve özellikle, özellikle de değişmek demekti.
Evet, gerçi dünyada neşe ve gülme vardır fakat yüz bin kat fazla can sıkıntısı ve keder de vardır. Ne kadar sevinç varsa yüz bin kat fazla elem de var, bu kesin!
"Önceden söyleyebilecek bir sözüm yok... Söylenmesi gereken ne varsa söylemeye çalıştım. Bu benim gibi biri için çok kolay değil. Bir çırpıda anlatmaya çalıştım her şeyi. Durup düşünürsem anlatmak vazgeçebilirdim.
Bazı şeyleri, anlatmaktan ötürü de pişman olacağımın farkındayım.
İnsan, duygularının apaçık bir biçimde başkalarınca bilinmesini istemez sonuçta.
Bir öykü kahramanı olmanın rahatlığına bırakıyorum kendimi..."