Bir Karanlık Pencere
Çoban Kral ile Ormanın Ruhu arasında yıllar önce bir anlaşma yapmıştır. Ormanın Ruhu, Çoban Kral'a güçlü sihirler bahşetmiş ve bunun karşılığında kral, on iki Kader Kartı'nı yaratmıştır. Ancak bu sihir bedelsiz değildi; her kart için büyük bedeller ödemiştir. İnsanlar, bu sihirli kartları kullanarak Ruh'u unuttular ve bu da Ruh'un öfkesine yol açtı. Ruh, Blunder Krallığı'nı korkunç bir sisin içine hapsedip insanlardan intikamını aldı.
Bu sisin içinde kalanlar ateşlenip hastalanıyor, damarlarından mürekkep gibi siyah bir sıvı oluşuyor ve hayatta kalmayı başaranlara “enfekte” deniliyor. Enfekte olanlar Ruh'un bahşettiği sihirli hünerlere sahip oluyorlar. Ancak bu sihir bedelsiz değildir; enfekte olanlar zamanla yozlaşıyorlar. Kral, bu yozlaşmış kişileri infaz ediyor. Sisi durdurmanın tek yolu ise on iki Kader Kartı'nı bir araya getirmektir. Her bir kart farklı bir sihre sahip ve bu kartların kullanımı büyük bedeller gerektiriyor.
Elspeth, çok küçük yaşta bu hastalığa yakalanmış ve bunu herkesten büyük bir sır olarak saklamıştır. Babası bu durumu kraldan gizlemek için onu teyzesinin yanına göndermiştir. Onun sihri ise kafasında yaşayan Kâbus'tur.
Enfekte olanların infaz edilmesini durdurmak ve onları kurtarmak için Elspeth, Ravyn ve Elm gibi cesur kişiler bir araya gelirler. Krallığı kurtarmak ve sisi dağıtarak enfekte olanları özgürlüğe kavuşturmak için her türlü zorluğa göğüs gererler.
Kitabı çok severek okudum. Karakterler arasındaki çekimlere bayıldım. Yazar, konudan sapmadan mükemmel bir şekilde kalemini ustalıkla kullanmış. Özellikle Elspeth ve Ravyn arasındaki çekim öyle mükemmel ayarlanmıştı ki anlatamam. Tüm karakterleri çok sevdim ama Komutan Ravyn'e aşık oldum. Tam istediğim tarzda, ihtiyacım olan bir kitaptı. Kâbus hakkında hiçbir
Kanımdaki Yabancı
“Canavarın seni yemesine izin verme.”
Mafya kurgusu dark roman sevenler toplansın!
İhanetler, sırlar, yarım kalmışlıklar ve kapanmayan bir geçmiş….
Winona küçük yaşta annesinin ölümüne tanık olmuştur. Annesinin ölümünden sonra babası ve abisi onu terk ederek hayatın soğuk ve acımasız yüzüyle baş başa bırakmışlardır. Kendinden başka kimseye güveni olmayan ve yalnız yaşayan Winona'nın, gece yarısı birisi kapısını çalar. Kapıyı açmasının ne kadar tehlikeli olacağını bilse de yalnızlığını kabullenmeyip içinden gelen ani bir dürtü ile kapısını o yabancıya açar.
Kapıyı açtığı kişi, Ressam lakaplı, yeraltı dünyasında ün yapmış bir mafya lideridir. Ressam’ın gelişiyle Winona’nın hayatı bir anda değişir. Winona, farkında olmadan daha büyük bir oyunun içine çekilir.
Winona, içindeki intikam ateşi ve kendini kanıtlama isteğiyle dolup taşarken, karşısına çıkan her engeli aşmak için mücadele eder.. Bu karanlık ve gizem dolu alemde, Winona'nın karşısına çıkan sürprizler ve zorluklar, onu kendi içsel güçleri ve zaaflarıyla yüzleşmeye mecbur bırakır.
Winona’nın kararlı ve dik duruşu beni gerçekten hayran bıraktı. Yazarın bu kadar güçlü ve keskin bir karakter yaratması muhteşemdi. Winona'nın gücü, gereksiz bir abartıdan ziyade, hayatın ona sunduğu zorluklar ve şartlar sonucunda ortaya çıkan bir kişilikten geliyordu. Ressam da harika bir karakterdi; hatalarına rağmen korumacı ve kararlıydı. Ancak, birçok yerde Winona’ya karşı yanlış davrandı ve ona hak ettiği desteği vermedi. Winona, yaptıklarının karşılığında bu muameleleri hak etmemişti.
Tarık ise her ne kadar kötü biri olsa da, içinde hala o masum küçük çocuğun yaşadığını hissettim. Büyük ve tanınan bir mafya lideri olmasına rağmen, o masumiyetin izleri hala mevcuttu. Her karakteri ayrı ayrı sevdim çünkü