Sevgi dili 33..
— Beni neden seviyorsun? Bu sorunun kısa bir cevabı yok. Çünkü seni bir sebepten dolayı sevseydim, o sebep değişince sevgim de değişebilirdi. Ben seni gözlerinin renginden dolayı sevmedim. Gülüşünden dolayı da değil. Bunlar sadece ilk dikkatimi çeken şeylerdi. Ben seni… kalbimin sana alışmasından dolayı sevdim. — Kalp bir insana alışır mı? Hem de nasıl. Mesela herkesin sesi aynı değildir. Ama bazı sesler vardır, duyduğun an içindeki gürültü azalır. Bazı insanlar vardır, yanındayken hiçbir sorun çözülmez aslında. Ama yükün hafifler. İşte kalp böyle alışır.
Duygular
Kitabı okurken en çok şu düşünce kaldı aklımda: İnsan kendinden kaçabilir mi, yoksa nereye giderse gitsin kendi “öteki”si peşinden gelir mi? youtu.be/ob8_q--AnWk?si=...
1000Kitap
Reklam
Kendi değerini bilmediğinde, başkalarının sana nasıl davrandığını kabullenmeye başlarsın. Sınırlarını esnetirsin. Sırf kaybetmemek için susarsın. Sırf sevilmek için kendinden vazgeçersin. Ama şunu fark etmen gerekir: İnsanlar sana, senin kendine davrandığın gibi davranmayı öğrenir. Eğer sen kendini sürekli ikinci plana atıyorsan, eğer kendi ihtiyaçlarını görmezden geliyorsan, eğer kendini yeterince önemsemiyorsan... başkalarının farklı davranmasını beklemek sadece bir hayal olur. Kendi değerini bilmek, "hayır" diyebilmektir. Herkes kalacak diye bir kural yoktur. Ama sen kendinde kalmayı öğrenirsen, kim giderse gitsin eksilmezsin.
Kendi ışığını taşıyan bir ruh…Nereye giderse orayı aydınlatır.✨
Şaşkın aşık hep başımda bahar dumanı var zanneder oysa bazen hayat ellerinizden bir kum gibi kayar gider onu tutamazsınız mecnun nereye giderse gitsin her yürüdüğü adımda leylayı görürdü ve en sonunda leylayı bulanlardan oldu
Duygu ve Düşünce

Cevat Dönmez

@cevatdonmez
·
Hayat benim ellerimden aktı bir kum gibi canısı.
Müzik
Film önerileri ve düşündürdükleri...
Ayşen Şahin (Aksakal) En çok tek mekanda geçen filmleri severim. Ortam değişmeden bir konu anlatabilmek için en az 90 dakika tartışılmaya değer bir konu, o tartışmayı dinlemeye değer kılan bir metin ve izlemeye değer kılan çok iyi oyunculuklar gerekir. Bu tek mekan filmleri genelde bir felsefi tartışma ya da ezber bozma üzerine olur ve roller dengeli dağılır. Bir kült olan "12 Angry Men"i bilirsiniz. 1957 yapımı bu film farklı karakterlerdeki mahkeme jürisinin "makul şüphe" üzerinden bir genci idama göndermek ya da beraat ettirmek arasında 180 derece değişen kararları üzerine kurulu ahlaki bir tartışmanın sahneye yansıması. Tüm film 8 numaralı jürinin "Peki ya?.." sorusunu sorması ve tartışmayı açması üzerine kurulu. Bir diğer kült film de 2007 yapımı "The Man From Earth". Taşınan profesör arkadaşları John Oldman'ı uğurlamak üzere bir araya gelen 7 akademisyen, meslektaşlarını taşınma nedeni üzerine açıklama yapması için zorlayınca on dört bin yaşında olduğunu öğrenirler. Biyoloji, sanat tarihi, ilahiyat, antropoloji, arkeoloji, tarih gibi uzmanlıkları olan misafirler kendi alanlarındaki bilgileri ile bunun imkânsız olduğunu ispatlamaya çalışsalar da Oldman'ın cevapları bunun gerçek olabileceğini gösterir. Özellikle dinlerin ortaya çıkışını izahatı, tüm akademisyenleri dehşete düşürür. Senaristi Jerome Bixby'nin 38 senede tamamladığı, sinemanın en entelektüel işlerinden biri olarak tarihe geçen film, izleyiciye 89 dakika boyunca şu soruyu sordurur: "Peki ya?.." 2012 yapımı "Le Prenom"da #306668211, evde bir eş-dost yemeğinde geçer. Vincent, doğacak çocuğuna Benjamin Constant'ın 1816 tarihli aynı adlı romanının kahramanı olan Adolphe'un adını vermek isteyince yemeğin seyri değişir. Tartışmalar, yazılışı farklı olsa da bir çocuğun
Dizi/Film
Reklam
Reklam