Aynı eski hikaye yeniden, yeniden yaşanacak. Sayısı artan insanlar savaşmaya başlayacaklar. Barut sayesinde insanlar milyonlarca insan öldürecek ve çok ileride bir gün yeni bir uygarlık, sadece bu yoldan, ateş ve kan üzerinden evrilecek. Peki bunun faydası ne? Eski uygarlıklar nasıl yıkıldıysa bu yeni uygarlık da geçip gidecek. O uygarlığı inşa etmek elli bin yıl alsa da geçip gidecek. Zaten her şey geçip gider. Geriye sadece kozmik güç ve madde kalır, onlar da ebediyen devam edecek, sonu gelmez bir akış içinde birbiriyle itişip çekişecek o ölümsüz tipleri ortaya çıkarır: rahibi, askeri ve kralı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Kedi hiçbir zaman arkadaş canlısı bir hayvan olmamıştır. 19. yüzyılda yaşayan bir yazarın dediği gibi kediler, başına buyruktur.
Her zaman öylelerdi. İnsanlar tarafından
evcilleştirilmeden önce de öylelerdi, evcil hayvanlar olarak yaşadıkları çağlar boyunca da öylelerdi, tekrar yabani hayata döndükleri günümüzde de öyleler."
Uygarlığımızın ortasında, fakir semtlerimizde, işçi
mahallelerimizde bir barbarlaı; yabaniler ırkının doğmasına neden olmuştuk ve şimdi biz felaketi yaşarken onlar da vahşi hayvanlar gibi üstümüze saldırıyoı; bizi yok ediyorlardı.
Bir yandan tüm bu salgınlar yaşanırken,bir yandan da
yenileri çıkmaya devam etti çünkü dünyadaki kadın ve erkek sayısı çok artmıştı. Yiyecek bulmak daha kolay olduğu için insan sayısı artıyor, sayısı artan insanlar daha büyük
sayılarda toplu halde yaşıyor, insanlar daha kalabalık yaşadıkça yeni yeni mikroplar çıkıp salgın hastalıklara neden oluyordu.