içimde bütün bir dünyayı sevecek kadar çok muhabbet bulunduğunu hissediyor ve bunu nihayet bir yere sarf edebildiğim için kendimi mesut sayıyordum.onun da benden hoşlandığı,beni aradığı muhakkaktı.fakat arkadaşlığımızı başka sahalara götürmek için asla vesile vermiyordu.
şimdiye kadar kendime bile söylemekten çekindiğim taraflarım,hiç bana haber vermeden,saklandıkları yerlerden çıkıyor ve ortaya dökülüyorlardı.bir insana ilk defa kendimden bahsettiğim için bütün çıplaklığımla,hiçbir şeyi örtbas etmeden görünmek istiyordum.ona yalan söylememek,kendimi tahrif etmemek,hiçbir şeyi değiştirmemek için o kadar gayret sarf ediyor,hatta bu gayretle bazen ileri giderek kendi aleyhimdeki noktaları o kadar tebarüz ettiriyordum ki,bu suretle gene hakikatten ayrılmış oluyordum.
bana dokunan,ruhlarımızı alçaltmadan çalışmak isteyişimizin hoş görülmemesi.sonra bir de hep sarhoş ve insan etine acıkmış kimselerle karşı karşıya bulunmak mecburiyeti beni sıkıyor.bazen öyle bir bakışları var ki...buna sadece hayvanlık diyemeyeceğim...yalnız bu kadar olsa gene tabiidir.bu,hayvanlıktan da aşağı bir şey...insan riyakarlığının,kurnazlığının,zavallılığının karıştığı bir hayvanlık...
ama sahiden bir erkek...hiçbir kuvvete dayanmadan beni sürükleyebilecek bir erkek...benden bir şey istemeden,bana hakim olmadan,beni tezlil etmeden beni sevecek ve yanımda yürüyecek bir erkek...