Kobo Abe 1924 doğumlu Japon edebiyatının en önemli isimlerinden biri. Çok uzak olduğum Uzakdoğu edebiyatına ve özellikle Japon edebiyatına ilgim son zamanlarda arttı. Yazar tıp mezunu edebiyatçılardan, nadir görülen bir durum. Doktorluğu bırakıp 1950 yılında ilk kitabını yayınlamış. 1962'de yayınlanan Kumların Kadını kitabı ile üne kavuşmuş ve kitap hemen 2 sene sonra sinemaya uyarlanmış. Ben Abe'nin diline, kurduğu bu model yalnızlık dünyasına hayran kaldım. En sade kelimelerle size en derin varoluş sancılarını anlatan yazarlar vardır; Kafka gibi, Beckett gibi, Musil gibi, Canetti gibi... Abe'yi, işte okuduğum tek kitabı ile bu koca koca isimlerin yanına rahatlıkla koyarım. Bana göre Japon edebiyatına ilgi duyanların başlangıç kitabı olarak edinebilecekleri ve sürükleyici bir şekilde okuyacakları bir kitap. Kitapta ana karakterimiz, yeni bir böcek türü keşfetmek için işinden 3 gün izin alıp, bilmediği bir köye gidiyor. Özel bir böcek cinsini arayan karakter, özellikle kumların içinde yaşayan bir böceği bulup onu kendi adıyla literature sokmak için uğraşıyor. Gittiği bu köyde 1 gece konaklamak için kalıyor. Ona yardımcı olan köylüler, onu yalnız bir kadının evine yerleştiriyor ve bir gece kalacağını düşünen karakterimiz bir daha oradan çıkamıyor. Muazzam bir hikaye oluşturmuş yazar. Böyle bir hikaye oluşturmak, kumlardan oluşan bir köy, o köyde sıkışık kalan bir kitap karakteri... Üstelik bu karakter o kadar çok düşünüyor o kadar çok insanı çileden çıkartıyor ki! muazzam bir kurgu. "Sinir stres sahibi olmak için okunacak eserler" listeme ilk sıradan giriş yaptı bu kitap. Listede Tatar çölü, dava, günden kalanlar ve benzeri eserler yer alıyor. Tıpkı karakterin o kum çukurundan çıkamaması ve gün be gün delirmesi gibi ben de bu tarz kitaplardan bu tarz kelimelerden