Kitaba ilk başladığımda, kafam çok karıştı.
Çünkü hikâyeye direkt olarak başlanmış ve üst üste bilgiler açıklanmıştı. Bu sebeple kitabın ortalarında kadar, normalde hiç yapmadığım halde sık sık arkadaki sözlüğe baktım. Sözlüğe bakmayı bıraktığım kısımda, kitap oldukça akıcılaşmış ve hikâye beni içine çekmişti. Fakat elbette beğenmediğim kısımları oldu. Buradan sonrası spoiler içerebilir.
•Olayların bir anda bitmesi ve başlaması beni rahatsız etti. Atreides'lerin,Arrakis gezegenindeki alışma sürecini ve yaşamlarını biraz daha okumak isterdim. Aristokrasiyi daha çok tanımak isterdim.
•Leto çok hızlı öldü. Evet kitabın en başından beri ölümüne dair imalar yapıldı, yine de böyle düşünüyorum. Jessica'yla olan ilişkisi çok hoşuma gitmişti fakat bir anda sona erdi.
Olduğu kısımlarda Leto'yu sevdim.
• Kitapta seçilmiş karakter olarak, yalnızca Paul'ün değil annesinin de olması güzeldi.
Fakat o durum da kitabın orta ve sonlarına doğru ilginç ve karışık bir hal aldı. Birbirine karşı büyük bir sevgi,sadakat ve güven besleyen bu iki kişi Paul'ün sorumluluk ve gücü arttıkça bu hisleri azaldı gibi geldi. Tabii Paul'ün kimliği değiştikçe, Jessica'nın da değişti.
•Kitaptaki olayların hızlı olması, Paul ve Jessica'nın Fremen toplumuna girişinde de kendini fazlasıyla belli etti. Daha detaylı olaylar okumak isterdim.
•Chani ve Paul, birbirlerine çok aşık fakat bu hisler ne ara oluştu, belirsiz. Aldıkları uyuşturucudan sonra, bir anda birbirlerine bağlandılar gibi geldi. Ayrıca kitabın sonundaki, zorunlu evlilik hoşuma gitmedi ve bence planları bekledikleri gibi ilerlemeyecek.
•Kitaptaki Villianlar olan Harkonnen'ler tam olarak Atreides'lere neden düşmanlar, bu konuda hâlâ soru işaretlerim var. Tıpkı Padişah İmparator'un neden Atreides'lere düşman olduğu konusundaki soru işaretlerim
DuneFrank Herbert · İthaki Yayınları · 202115,7bin okunma
Geride tek bir düşünce kalmıştı.Leto bu düşünceyi şekilsiz ışığın üstüne siyah şualarla yazılmış olarak gördü: etin şekillendiği gün ve günün şekillendirdiği et. Bu düşünce ona asla ifade edemeyeceği kadar derin geldi.