Esra

Danışanlar geçmişlerinde ebeveynleri ile kurdukları ilişki biçimini seansa taşırlar. Örneğin çocukluğu boyunca ailesi tarafından yetersiz görülerek aşağılanan biri, terapistle ilişki kurmaya başladığında ya aşağılayan rolüne girip terapistin yetersizliklerine odaklanacak ya da kendi yetersizlik duygusunun terapist tarafından fark edilip aşağılanacağını düşünecektir.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İnsanın bir konuda aşırı hassasiyeti varsa onunla ilgili geçmiş yaşam deneyimleri vardır diye düşünürüz...
Danışanlar ilk seanslarda genellikle hayatlarındaki önemli olayları ve dönüm noktalarını anlatırlar. Oysa ki onların önemsiz görerek anlatmaya gereksinim duymadıkları pek çok anıları vardır. Danışanların önemsiz gördükleri şeyler bazen bizim için üzerinde çalışılması gereken kıymetli malzemelerdir.
Yarattıkları canavarın sebebinin kendileri olduğunu bilmeyen ebeveynler, "Hiçbir şeyini eksik etmedik. Bu çocuk neden böyle oldu?" diyerek çare arayışı içerisine girerler. Gerçekten de fiziksel olarak hiçbir ihtiyacı eksik edilmeyen bu çocuklar aslında tam bir duygusal mahrumiyetle büyütülmüşlerdir.
Rüyalar, bilinçdışı duygularımızın dışavurumudur. Freud, rüyaları bilinçaltına giden kral yolu olarak tanımlamıştır. Psikanalitik terapilerde rüyalar önemli bir araç olup danışanlara rüyalarını yazmaları, seansa getirmeleri özellikle tavsiye edilir. Bilinçdışında yer alan duygularımız bazen o kadar şiddetli ve illegaldir ki, zihnimiz bunun bilince çıkmasından endişe duyar. Bu sebeple zihin, uyku ânında bir film senaryosu hazırlayarak bilinçdışındaki duyguyu bu film içerisine yerleştirir.