Uğur Muhammed

Uğur Muhammed
Yaratan Rabbinin adıyla oku!
Lisans
Beylikdüzü
İstanbul
19 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Çocuklarımızın birbirlerine karşı incitici sözler kullanmasına engel olmayı, etrafımızdaki insanların bizlere veya birbirlerine sözel ve fiili şiddet uygulamalarına müsaade etmemeyi ve bunlara bilinçli bir şekilde karşı koymayı görev bilmeliyiz. Merhamet tohumları ekmeliyiz ki merhamet ekini biçelim. Şefkati çoğaltmalıyız ki şiddeti yok edelim. Yaşadığımız zaman diliminde çocuklarımıza yapabileceğimiz iyiliklerden birisi de, onları televizyon veya bilgisayarın değil gerçek hayatın sesiyle buluşturmaktır. Onlarla gezebilir, insanları, sokakları ve hayatı tanıyabilirsiniz. Biraz tuhaf görünmek pahasına da olsa bunu öneriyorum, onlarla akıl hastanelerini, huzurevlerini, yetiştirme yurtlarını, mülksüzlerin yaşadığı sokakları, camileri, havraları ve kiliseleri gezin. Çarşıları, pazarları, aktarları dolaşın. Gerçek hayatın nasıl bir şey olduğunu ve ıstırabın gerçek bir insana değdiğinde ne yapabileceğini onlara gösterin. Gerçek hayatın nerelerde soluk alıp verdiğini, insanların nelere gülüp nelere üzüldüğünü, gerçek hayatın seslerinin neye benzediğini onlara öğretin.
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Birçoğumuz Şener Şen'in başrolünü oynadığı "Muhsin Bey" adlı filmi hatırlarız. Muhsin Bey, her sabah kalkar ve çiçeklerine su verirdi. Bu esnada da çiçeklerinin hepsiyle tek tek konuşur, hepsinin halini hatırını sorardı. Her çiçeğe bir isim vermişti. İşte yaşama sevinci, hayat coşkusu çiçeklerle bile konuşabilmeyi başarmakta gizlidir. Bir gün bir kadın bir bilgeye gelerek derdini açmış. "Oğlum bala fena halde müptela oldu. Lütfen ona telkinde bulun da bu huyundan vazgeçsin, yoksa sağlığı tehlikeye girecek" demiş. Bilge ise kadına, "Bugün git, kırk gün sonra oğlunla beraber yine gel" diye cevap vermiş. Kirk gün sonra, yaşlı kadınla oğlu geldiğindeyse, çocuğa tatlı diliyle telkinde bulunmuş, onu ikna etmiş. Annesi meraklanıp neden ilk geldiklerinde bu nasihatte bulunmayıp kırk gün beklediğini sormuş bilgeye. Aldığı cevap şöyleymiş: "O zaman ben de bala çok düşkündüm ve çok bal yiyordum. Önce kendim bal yemeyi bıraktım, ondan sonra telkinde bulundum. Yerine getirmediğim bir tavsiyede bulunsaydım, bunun anlamı ve bereketi olmazdı."
Alıntı
Derim ki, kendinizi bir gemide düşünün. Sakin bir koydasınız ve başınıza hiç bela açmak istemiyorsunuz. O zaman koyda öylece sakin kalın. Bunun sonucu nedir? O koyda senelerce sakin sakin yaşar ama hiçbir yeri keşfedemezsiniz. Çünkü denizlere açılamaz, uzakları göremezsiniz. Oysa okyanusta kopacak fırtınalarda geminizin batma tehlikesini göze alarak yola çıksaydınız belki de keşfedilmemiş adalar, yeni sahiller bulacaktınız. Yani, insan hayatta bazı riskleri göze almazsa, seçim yapma cesaretini gösterip yola çıkmazsa bulunduğu yerde kalır. Cesaret gösterip hayatımıza yeni bir yön veren bir karar aldıktan sonra da geriye dönüp bakmadan, inandığımız yolda sonuna kadar yürümeliyiz. Pişmanlıklara sığınmanın bize bir faydası olmaz. Hatta geriye dönüp bakarken ileride bizi bekleyen fırsatları bile kaçırabiliriz.
Alıntı
Bir ömür boyunca çok defa düşer, kalkar, yorulur, kendimizi çok kötü hissederiz. İşte hayat, bu düşmeler kalkmalar olduğu için kıymetlidir. Ancak arada bir hüzün, keder olduğu takdirde mutluluğun kıymetini anlayabiliriz. "Mahkeme kadıya mülk değildir" derler, "Dünya Sultan Süleyman'a bile kalmaz" derler. Hepimiz yaşlanıyoruz, bozuluyoruz, ölüme doğru gidiyoruz. Bu kaçınılmaz gerçeği kabul edip, günün birinde düşebileceğimizi, incinebileceğimizi, başımıza çeşitli belaların gelebileceğini bilerek yaşamalıyız.
Alıntı
Sevgili Peygamberimiz Aleyhisselâm bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: Bir Müslümanın kalbini kırmak, haksız olarak incitmek, Kâbe'yi 70 kere yıkmaktan daha günahtır. İşte bu kadar kıymetli, önemli bir mesele gönül yapmak, gönül kırmak. Günümüzde, pek umursanmaz, pek hatırlanmaz oldu. Bakıyorsun basit sebeplerden birbirine giriyor insanlar. Olmayacak sözler, olmayacak hareketler. Münakaşadan, kavgadan fayda gören olmamış. Münakaşa düşmanlığı arttırıyor. Nezaket muhabbete sebep oluyor.
Alıntı