1000Kitap Logosu
Lililerle
TAKİP ET
Lililerle
@lililerle
Hayat kısa Aşık olun bakireler Dudaklarınızın allığı Solup gitmeden önce İçinizdeki arzu dalgaları Durulmadan önce Yarını bilmeyen İnsanlar için...
İstanbul
48 okur puanı
01 Ağu 2015 tarihinde katıldı.
203
Kitap
0
İnceleme
93
Alıntı
37
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Görev
Gidin, şarkılarım, yalnıza ve hoşnutsuza, Sinirleri bozulmuşa da, anlaşmayla köle olana, Küçümsemelerimi taşıyın zulmedenlere. Serin suyun çağıltısı gibi gidin, Zalimlere küçümsemelerimi taşıyın. Bilinçsiz eziyete karşı konuşun, Havsalasız zorbalığa karşı konuşun, Rabıtalara karşı konuşun. Can sıkıntılarından ölen burjuvaziye gidin, Varoşlardaki kadınlara gidin. Tiksinerek evlenenlere gidin, Fiyaskoları gizlenmişlere gidin, Bahtsızca çiftleştirilenlere gidin, Satın alınmış zevceye gidin, Miras kalmış kadına gidin. Narin bir şehveti olanlara gidin, Narin arzuları engellenenlere gidin, Dünyanın yavanlığı üstüne bir musallat gibi gidin; Buna karşı üstünlüğünüzle gidin, Zarif şeritleri güçlendirin, Yosunlara ve ruhun dokunaçlarına güven verin. Sıcakkanlı bir tavırla gidin, Aşikâr bir söylevle gidin. Yeni kemlikler ve yeni iyilikler bulmaya heveslenin, Her çeşit zulme karşı çıkın. Orta yaşla kalınlaşanlara gidin, Kazançlarını kaybedenlere gidin. Ailede bunalan ergene gidin – Ah nasıl da tiksinçtir Bir evin üç neslini bir arada toplanmış görmek! Filiz vermiş ve bazı dalları çürümüş Ve çöken yaşlı bir ağaç gibi. Gidin dışarı ve düşünceye meydan okuyun, Kanın bu bitkisel köleliğine karşı koyun. Her türden meşrutaya karşı olun. Ezra Pound (1885-1972)
8
Alacakaranlığın Sesleri
Sana sessizliği ben buldum diyorum yeniden o usul ikindide, adın yakılınca kömürleşince büyük altın alevinde on dokuz yılının. Sevgim alacakaranlığın bağlarını çözdü yalnız senin fısıltına vermek için kendini, beyaz odun alevinin o cam fısıltısına. Anıların bir iğne batışıdır dudaklarıma, hayatının masallarını kurdum bugün bir elmanın ince kabuğunda. Bu ara hep tedirginim, bir pencerenin açılışını bekliyorum şimdi arkandan gideyim ya da parçalanayım diye üzgün kaldırımlarda. Ama öylesine bir ses gelir ki dağlardan acıdır uyumak, anmak ölümdür seni. Ürkerek çekilir sessizlik, yıldızsız gökyüzünden çekilir, ağızlarımızın acelesinden, solgun kamelyalardan, karanfillerden. Gel, rüzgâra anlatalım öpüşlerimizi; düşün: alacakaranlık bizi anlıyor, sarı fısıltısından gözlerinin biliyor nasıl hoşlandığımı, kollarının beyaz suyundan. Açmamış çiçeklere söyleyelim şarkımızı, ayı gözetlemeyen çocuklara. Birbirimize bakmadan söyleyelim. Yalancıdır onlar, şu kuşlar, saçaklar. Birbirimizi sevmiyoruz artık, sevmemiştik de. Tutkuyla geldik, tutkuyla gidiyoruz. Alacakaranlığın sesindeyiz artık, çılgınlığın yüreğinde. Gel, rüzgâra anlatalım öpüşlerimizi, şarkımızın acı yüklerine. Aşk ne ateştir, ne de mermer. Aşk bana duyduğun acımadır senin, benim sana. Efrain Huerta
14
yalnız , kendimden bile yoksunum artık.. çok şey sevdim, en tutkulu aşkla ama sonunda öğrendim , şimdi güçsüz düşünce bir yaşlı gibi : aşk tatmak için yaratılmış sevilen şeyleri.. kustum bütün ruhumu.. sarhoşken bile biraz huzur bulamıyorum artık.. kan , yakan bütün bedenimi , amansız , uğulduyor beynimde.. ve haykırıyor gibiyim , haykırıyor , haykırıyor , düşüyorum engin bir boşluğa baş döndürücü bir hızla , rüzgarın uğultusu içinde , durup soluk almadan bir daha.. CESARE PAVESE (23 Haziran 1928)
23