Sabahattin Ali'den okuduğum ilk eser.
Sanırım ilk kitap olarak çok yanlış bir tercih yaptım. Çünkü kitap bana biraz sıkıcı geldi açıkçası. Konu olarak beni çok tatmin etmedi. Ama yazıldığı dönemi çok iyi yansıtıyordu. Ayrıca yazarın kitaptaki betimlemeleri de oldukça iyiydi.
Kitabı okuduktan sonra biraz araştırdım da bu kitap Sabahattin Ali'nin ilk romanıymış. O yüzden bana bu kadar basit geldi sanırım. Bunlar naçizane benim fikrim. Kitabı muhakkak ki çok sevenler de vardır. En iyisi okuyun, kendiniz karar verin :)
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
...
"Saadet, hayatı olduğu gibi kabul etmektir..." demiş. Ne doğru söz! Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli, ne de ondan bir şey eksiltmeli...
Kendinde her şeyi yapabilecek kuvveti görmek, sonra yapılacak hiçbir şey bulamamak... Tükenmek bilmez bir sabırla bir meçhulü beklemek... Nihayet bütün bunları sisli bir havadaki ağaçlar gibi belli belirsiz, karışık bir şekilde hissetmek...
Bu, uzun zaman dayanılır şeylerden değildi.
... şu anda bu koskoca dünya üzerinde kendisini düşünen bir tek kişi bile mevcut olmadığına o kadar emniyeti vardı ki, acı bir kabadayılıkla kendisi de hiç kimseyi düşünülmeye layık bulmuyor; fakat bundan, sebebini anlayamadığı bir üzüntü duyuyordu.
... Şimdi dudaklarında hep o lakayt ve her şeyi bilen tebessüm vardı. Bir türlü anlayamadığı, bir türlü içlerine karışamadığı ve bunu zaten asla istemediği bu insanlarla arasında çelik bir duvar gibi yükselttiği bu tebessüm, onun müracaat ettiği son çareydi. Kendini bu şehrin korkunç akıntısından, ancak, etrafında ördüğü bu soğuk duvarla kurtaracağını sanıyordu.