Eskiden onun mesajları için farklı bir melodi belirlemişti, değil mi ya. Eski günlerde. Eski müthiş günlerde Dublin, vs. Şimdi o melodiyi anımsayamıyor bile. Telefonu hangi marka, hangi modeldi, elinde ne kadar ağırdı. Artık kullanılmıyor, üretilmiyordur muhtemelen. O sesi bir kez daha duyabilseydim, diye düşünüyor. Hayatının bir yerlerde muhafaza edildiğini, unutulmadığını, çevresinde biriktiğini, hala etrafında ona siper olduğunu hissedebilseydi. Sabahları erkenden üniversiteler arası otobüs yolculukları. İzleyiciler koltuklarında beklerken arka koridorlardan birinde final sözlüsüne hazırlanışları. Rekor kırışları. İkisinden de nefret ediliyordu, elbette. Birbirlerine ve kendilerine aşıktılar.