Ayşenur

Ayşenur
@lilithshere
29 Ekim 1998
155 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Hepimiz biliyoruz ki dünyadaki tüm kadınlar feminist olsalar da, erkekler cinsiyetçiliklerini sürdürdüğü müddetçe yaşamlarımız kısıtlanacak ve toplumsal cinsiyetler arasındaki savaş hali bir norm olmaya devam edecektir. Erkekleri mücadelede yoldaş olarak görmeyi reddeden, şayet erkekler feminist politikalardan herhangi bir fayda görürse kaybedenin kadınlar olacağı gibi akıldışı korkular besleyen feminist aktivistler, hatalı bir şekilde, toplumun feminizme kuşku ve küçümsemeyle yaklaşmasına katkıda bulunmuş oldular.
Sayfa 139·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Feminizmi eleştirenler, modern kadının karşı karşıya kaldığı bütün hoşnutsuzlukların suçunu feminist harekete yüklüyor. Ataerkil sistemden, erkek tahakkümünden, ırkçılıktan ya da sınıfsal sömürüden asla bahsetmiyorlar. Anti-feminist kitaplar geniş bir okuyucu kitlesine seslenebilecek bir dille yazılırken, bu kitapların içerdiği mesajlara karşılık oluşturabilecek, halka hitap eden bir feminist teori bütünü mevcut değil.
Sayfa 139·Kitabı okudu
Oysa kadın ve erkekler feminist teoriyle pratiği benimseseler, her iki tarafın da duygusal durumu iyileşecektir. Hakiki bir feminist politika bizi esaretten özgürlüğe, aşksızlıktan aşka götürecektir. Aşkın temeli, karşılıklı birlikteliktir. Feminist pratik de toplumumuzda karşılıklılığın gerçekleşme koşullarını yaratacak tek toplumsal adalet hareketidir.
Sayfa 126·Kitabı okudu
Ataerki içinde heteroseksist bağlar şu temeller üzerine kurulmuştu. Toplumsal cinsiyeti gereği bakımla ve sevecenlik gibi duygularla ilîşkilendirilen kadın, erkeklere sevgi sunar; bunun karşılığında ise, iktidar ve saldırganlıkla ilişkilendirilen erkek, eve ekmek getirme ve koruma görevini üstlenir. Fakat pek çok durumda heteroseksist ailelerdeki erkekler bu ilgi ve bakıma karşılık vermiyordu; aksine, kadınları baskı ve denetim altında tutmak için iktidarlarını adaletsizce kullanan birer despottular. En başından itibaren, heteroseksüel kadınlar, kadın kurtuluş hareketine yürek ağrılarını sonlandırmak, aşk bağlarını koparmak için dahil oldular.
Sayfa 124·Kitabı okudu
Birçok kişinin ataerkil kültür içinde anladığı haliyle romantik aşk, insanı bilinçsiz, güçsüz ve kontrolsüz bırakır. Feminist düşünürler, bu aşk mefhumunun ataerkil kadın ve erkeklerin çıkarlarına nasıl hizmet ettiğine dikkat çektiler. Söz konusu mefhum, kişinin aşk ve sevgi adına her şeyi yapabileceği düşüncesini destekliyordu: birilerini dövmek, hareketlerini kısıtlamak, hatta öldürmek ve buna "tutku cinayeti" demek, "o kadını o kadar çok seviyordum ki öldürmeliydim" diye kendini savunmak... Ataerkil kültürde aşk, sahip olma kavramıyla, tahakküm kurma ve boyun eğme paradigmalarıyla bağlantılıydı; işte bu paradigma dahilinde, bir kişinin aşkı, sevgiyi vereceği ve diğerinin de alacağı varsayılıyordu.
Sayfa 123·Kitabı okudu