- Ah ben seni neden daha önce görmedim, Eleuteria!
+ Niçin böyle söylüyorsun Anastasio? Birbirimizi aha önce görmemiş olmamız, daha iyi!
- Ya kaybettiğimiz zaman?
+ Birbirimizi aramakta harcadığımız, beklemekle, özlemekle geçirdiğimiz zaman, sence kaybolmuş bir zaman mı?
- Ben seni bulmaktan yana bütün ümidimi kesmiştim artık...
+ Hayır! Ümidini sahiden kesmiş olsaydın intihar ederdin.
- Doğru!
+ Ben de aynı şeyi yapardım
Birbirlerini çoktan beri, daha doğmadan önce tanıyorlardı sanki; ama bir taraftan da geçmiş günlere ait bütün hatıralar hafızalarından silinmişti; zamansız, ebedi bir "şimdi" içinde yaşıyor gibiydiler.
Bir gün gelecek ki aşkı bulacağım diye beslediğim o cılız ümit de sönüp gidecek bir gün! Ya gençliğimi yahut hiç değilse olgunluk çağımı anlayıp tadamadan ihtiyarlık gelip çatarsa nice olur benim halim? Ya gün gelip de ne yaşadım ne de bundan sonra yaşayabileceğim demem gerekirse? Ben korkunç bir şanssızlığın mı kurbanıyım yoksa bütün insanlar birlik olmuşlar da yalan mı söylüyorlar?