Ayşenur

Ayşenur
@lilithshere
Aşık olduğu insana ayırdığı on dakika, geriye kalan yirmi saate göre zihninde çok daha fazla yer kapladı. Psikolojik olarak onun için önemli olan zamanın birim olarak ne kadar uzun veya kısa olduğu değil yaşadığı deneyimin anlamıydı, diğer bir deyişle onun umutlarına, gelişmesine ve kaygılarına olan etkisiydi.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Alfred Korzybski insanı diğer varlıklardan ayıran başlıca unsurun zamanı sınırlama kapasitesi olduğunu belirtmektedir. Bunun sayesinde der Korzybski, "Geçmişteki işlerin meyvelerini ve şimdinin deneyimlerini sermaye yapabilme potansiyelinden söz ediyorum... İnsan hayatının, her seferinde, geçmişin mirası üzerine daha çok şey ekleme kapasitesini kastediyorum; Geleceğin bekçisi ve geçip giden çağların mirasçısı insandır demek istiyorum. "
"İnsan önündeki birkaç yılın akıbetinden emin olmadan nasıl bütünsellik içinde bir kitap yazabilir?" diye merak ediyor. "Belki ben kitabımı bitirene dek bir atom bombası New York'u yeryüzünden silmiş olacak. O halde başlamaya değer mi?" Zaman sorunu, her şey için ne kadar geciktiğimizi düşünmek, modern insanı endişelerin en büyüğüne sürüklüyor.
Berdyaev otobiyografisinde, "Hayatım boyunca bir öğrenci oldum" der "ama evrensel olan gerçeği kendi içimde, özgürlüğümü kullanarak yaparım ve gerçek hakkındaki bilgim de benim gerçekle olan ilişkimdir."
Yanlışlara gerçek diye bakmamızın nedeni de kendimizin farkında olmayışımızdır. Bir insan kendi bilincinde olmaktan ne kadar uzaksa, endişe, mantıksız öfke ve hoşnutsuzluk tuzaklarına düşmesi de o kadar olasıdır. Ve gerçeği hissetmek için gizli içgüdüsel yolları kullanmamızı öfke arada sırada engelliyorsa, endişe de bunu her zaman yapmaktadır.