Ayşenur

Ayşenur
@lilithshere
Günümüzde sevgi hakkındaki karışıklık öyle bir düzeye ulaştı ki sevginin herkesçe kabul edilen bir tanımını bulmak bile oldukça zor. Biz sevgiyi, diğer insanın varlığından duyulan sevinç ve insanın kendisinin olduğu kadar onun da değerini ve gelişimini onaylaması olarak tanımlıyoruz. Böylece sevginin her zaman iki öğesi bulunmaktadır: Diğer inşanın iyiliği ve değerliliği ve bireyin o insanla olan ilişkisinden duyduğu neşe ve mutluluk.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Böylece, sevmeyi öğrenirken, En sonunda ona öğretilen Sevmediğini bilmekti.
En zor ve en çok cesareti gerektiren adım, beklentileri altında yaşadığımız insanlara kanun yapma hakkını tanımamaktır. Aynı zamanda en korkutucu adım da budur. Bu, breyin ne kadar sınırlı ve mükemmellikten uzak olduğunu bilse de kendi standart ve yargıları için sorumluluk kabul etmesidir. İşte bu, Paul Tillich'in "bireyin ölümlü olduğunu kabul etme cesareti" dediği, her insanın sahip olması gereken temel cesarettir. Bu, sonlu olduğunu bilse de bireyin kendi olma ve kendine güvenme cesaretidir. Bu; bireyin son cevapları bilmese de, yanlış olabileceğini bilse de yaşaması, sevmesi, düşünmesi ve yaratmasıdır.
Cesaret olumlu olan seçimdir, "başka bir şey yapamam" düşüncesinden kaynaklanan seçim değil. Eğer başka şansınız yoksa cesaret bunun neresinde ki?
Kibir ve kendini beğenmişlik (sürekli bir övülme ve takdir edilme tutkusu) bir insanın cesaretini aşağılar, çünkü o zaman insan kendisinin değil bir başkasının fikir ve inancıyla savaşmaktadır.