Ayşenur

Ayşenur
@lilithshere
Bir insanın cesaretinin gelişimine en büyük engel, kendi kuvveti içinde yer almayan bir hayat biçimini benimsemek zorunda kalmasıdır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şehit rolünü oynamak, savaş alanında aceleci davranmak gibi, oldukça basittir. Ne kadar garip gelse de en büyük cesaret isteyen görev belki de bağımsızlık içinde sürekli ve sabırlı bir ilerlemedir.
Bireyin kendi doğumunun sancılarını çekmesi gibi her adımda cesaret yer alır. Bir askerin ölüm riskini göze almasında ya da bir çocuğun okula gitmesinde olsun cesaret tanıdık ve güvenli olandan ayrılmak demektir. Cesaret sadece bir insanın arada sırada vermesi gerektiği, özgürlüğünü ilgilendiren kararlar için değil; aynı zamanda bağımsızlık ve sorumlulukla hareket eden bir insan olması için yapısına birer birer taşları ekleyecek günlük hayatın kararlarında da gereklidir.
Güzel eserler planlamak, hayal etmek, ve düşlemek kesinlikle hoş bir uğraşıdır... ama üretmek, ortaya çıkarmak, emekleyen eseri çalışarak büyütmek, onu sütle karnı dolu olarak yatağa yatırmak ve yine her sabah yorulmak bilmeyen bir anne sevgisiyle yataktan kaldırmak, onu yalayarak temizlemek; bu çılgın hayatın kasılmaları karşısında hayal kırıklığına uğramamak ve onu bir heykel olarak her göze veya edebiyatta her zihne veya resimde her hafıza ve müzikteki her kalp için onu bir sanat eseri haline getirmek... işte yapılması gereken budur. El, zihne itaat etmek için sürekli hazır olmalıdır.
İnsanlar cesarete sahip değildirler çünkü yalnız başına kalmaktan ya da "toplumsal soyutlanmaya" (yani kahkahalara, alaylara veya dışlanmalara) maruz kalmaktan korkarlar. Eğer birey kalabalığın içine karışırsa bu tehlikelerle karşı karşıya kalmaz. Ve soyutlanmak hiç de küçük bir tehdit değildir. Dr. Walter Cannon'un "büyüyle gelen ölüm" çalışmasında da gösterdiği gibi ilkel insanlar toplumlarından psikolojik olarak soyutlandıklarında gerçekten de öldürülebilirler. Toplum tarafından dışlanan ve kabileleri tarafından sanki yoklarmış gibi görülen bazı yerlilerin gerçekten de çöküp, ölüme sürüklendiği gözlemlenmiştir. Ayrıca William James'in bize hatırlattığı gibi toplumsal kınama yüzünden birini "kesip atmak" deyiminin içinde edebi özelliklerin yanı sıra gerçekler de vardır. Bu yüzden insanların gruptan dışlanma riskini göze alıp kendi inançlarının peşinden gitmekten gerçekten korkmalarında nörotik bir hayal gücünden çok daha fazla şey vardır.