Gürültüden ve kalabalıktan uzak, kaliteli bir söz gibi sade bir dünya arıyorum. Önüme yığılan değil, bittikçe zarafetle yenilenen o seçkin menü kafi. Hayat zaten yeterince gürültülü; burada sadece saygı, temizlik ve ruhumu dinlendirecek bir ezgi istiyorum. Limitsiz yemek, ruhu doymamışların tesellisidir. Ben sadece karnımı doyurmaya değil, vaktimi güzelleştirmeye geldim. Efendice gelip, sessizce vedalaşmak niyetim.
1000Kitap
. Matbaanın Osmanlı'ya geç gelmesinin asıl sebebi neydi ? Matbaanın geç gelmesini sürekli "hattat lobisi direndi" veya "yobazlar istemedi" masallarıyla açıklamak, suçu hep başkasına atıp rahatlamanın en konforlu yoludur. Asıl gerçek, çok daha soğuk ve dümdüz maddedir: Ortada o matbaadan çıkacak kağıt tomarına para verecek, alıp okuyacak ve üzerine kafa yoracak bir "talep" yoktu. Avrupa burjuvalaşıp bilgiye aç bir pazar yaratırken, bizde aleti getirsen basacağın en fazla sıradan tüccar kayıtları, rüya tabirleri veya mevsimlik takvimler olacaktı. Arz, olmayan talebi yaratmaz. Meseleyi 300 yıl önceki adamlara sallayıp entelektüel görünmek, işin şov kısmı. Asıl tokat, kafayı kaldırıp bugüne baktığımızda patlıyor. Şu an hepimizin cebinde insanlık tarihinin gördüğü en devasa, en limitsiz matbaa var. Dünyanın tüm bilgi birikimine saniyeler içinde ulaşabiliyoruz. Peki, bu kitle bu sınırsız gücü ne için kullanıyor? Dünyanın en büyük kütüphanesine girip, kapı eşiğinde çekirdek çitleyerek dedikodu yapmak için. Koca koca sosyolojik veya psikolojik dertleri iki kelimelik "atarlı" yahut "ergen" kalıplarıyla çözdüğünü sananlar, kendi hayatındaki vasatlığı başkalarına anonim olarak saldırarak bastırmaya çalışanlar ve vaktinin çoğunu 15 saniyelik videolarda dopamin arayarak hiç edenler .. İşte o 300 yıl önce matbaayı talep etmeyen kitlenin birebir güncellenmiş versiyonu tam olarak budur. Alet değişti ama o aleti kullanan kafa yapısı milim oynamadı. Osmanlı'ya matbaa geç gelmedi, sadece aletin fişini takacakları bir zihinsel alt yapı yoktu. Bugün sistemin bize en hızlı interneti ve en akıllı cihazları hiç korkmadan vermesinin sebebi de bu. Çünkü o devasa ekranda bir aydınlanma yaşamayacağımızı, sadece daha yüksek çözünürlükte gürültü yapacağımızı çok iyi biliyorlar. Çözüm bağlantı
1000Kitap
Reklam
Pış, Pış, pış
İstismarı bitmez hiç istihdamı Patladım infilakım Limitsiz kredi aldım Allahtan Delikanlı artık tam deli arsız Düpedüz zanlı, tahtı işgalde Dead Walking 🔂 Uyur halkı !! #batini
Tekrar
Sen AVM koridorlarında limitsiz kartlarınla ota boka para saçarken.. "Biraz daha şişirsem mi dudaklarımı Özgeeee??" "Arkayı dörtlü yapalım beyler" diye haykıran şöförlerle üçün beşin peşinde fink atardım ben
İnsan, en çok kendine yenilir.kendi vicdanına,kendi merhametine,kendi zayıflığına yenilir.Hatta en çok merhametine yenilir.Vicdanına yenilir:Çünkü bir zamanlar sınırsız kötülük yapmış.Vicdanınn sesini dinlememiştir.Merhametine yenilir. Çünkü en büyük darbeyi merhamet ettiği kişiden almıştır.Zayıflığına yenilir.Çünkü zaaflarının kurbanı olmuştur.Ve son olarak egosuna yenilir. Kendi ruhunu dinlememiştir.İnsan ilişkilerinde bencil olmuştur.Önceliği kendisi olmuştur.Sadece zavallı egosunu yetiştirmiştir.Nerde,nasıl davranacağını hiçbir zaman bilmemiştir...Adım atmak çok şey kazandırır.Bi kere kocaman bir kalbiniz olur.Çok sesli bir vicdanınız olur.Limitsiz bir merhametiniz olur.Çok ama çok güçlü olursunuz...Hala vakit var İyi biri olmaya...
Reklam
Reklam