9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
"Tırpan" serisinin 2. kitabı olan "Fırtına Bulutu" beklediğimden çok farklı ilerledi. Bu evreni çok seviyorum zaten. Dünyanın tek iktidarı olan Fırtına Bulutu, tüm düşünceleriyle tanıtılıyor. Aradaki yazılarla limitsiz sayılabilecek güce sahip bir "bulut"un sorgulamalarını hoş buldum. Fırtına Bulutu'nun kendi elini kolunu bağlaması, çaresizlik içinde kendi kanunlarının eksikliklerinden yararlanarak yardım etmeye çalışması... Üçüncü kitapta devam edecek onlarca şey yarım kaldı ki cidden beklemiyordum... (spoiler içerir) Goddard her nereye ilerlemek istiyorsa Rand'ın etkisi çok kritik... Citra ve Rowan ne zaman bulunacak? Tırpan Curie... Tırpan Faraday üçüncü kitapta çok önemli bir role sahip olacak. Ve Fırtına Bulutu Greyson'u nasıl yönlendirecek... Uzun bir incelemeye gerek yok. Üçüncü kitap yakın zamanda bitirilmeli!
Fırtına BulutuNeal Shusterman · Juno Kitap · 2024486 okunma
9/10
·393 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Serpil Çoşan kaleminden Leyla’yı Bulmak kitabının yorumu ile geldim Mart ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 393 sayfalık bir kitap •Hem yazarın hem de yayınevinin ilk göz ağrısı olan, sayfalarını çevirirken kendinizi sık sık sorgularken bulacağınız bir kitap: Leyla’yı Bulmak. Leyla’nın içsel savaşı ve huzura giden yolu... Kaçtığı geçmişiyle yüzleşen bir kadının aşk ve dönüşüm dolu hikayesi. •Bazen her şeye sahip görünüp aslında hiçbir şeye sahip olmadığımız o boşluk hissi vardır ya... İşte Leyla tam da orada. Alpman sülalesinin o şımarık, her istediği alınan ama ailesinin gözünde hep bir hayal kırıklığı olan siyah koyunu. Limitsiz kredi kartları ve lüks arabalar, içindeki o derin öfkeyi ve geçmişin yaralarını kapatmaya yetmiyor. Ta ki o güne kadar... •Hikâye, Leyla’nın beynindeki tümör teşhisiyle başlıyor. Ama sakın eyvah, çok dramatik bir hastalık kitabı diye düşünmeyin. Kitap tam da burada parlıyor: Hastalığı bir son değil, uyanışın başlangıcı olarak işliyor. Leyla, teşhis konulduğu gün hastanede Dr. Yusuf ile tanışıyor. Yusuf onun bu yoldaki aynası, kader ortağı oluyor. •Kitapta öyle bir karakter var ki adı Lena. Leyla’ya sadece iyileşmeyi değil, kendini fethetmeyi öğretiyor. Meditasyonlar, nefes çalışmaları ve hatta meşhur Wim Hof Tekniği.. Bu teknikler kurgunun içine o kadar doğal yerleştirilmiş ki, Leyla ile birlikte siz de nefes alıp veriyorsunuz. •Serpil hocamızın dili çok akıcı ama bir o kadar da vur kaç yapıyor. Tam ne güzel anlatıyor derken bir cümle kuruyor, kalıyorsunuz. Sizi konfor alanınızdan çıkarıp Sen aslında kimsin? diye soruyor. •Eğer şu sıralar hayatınızda bir dönüşüm arıyorsanız, Leyla’nın o buz gibi suların altından daha dinç ve farkında çıkış hikâyesine ortak olmalısınız. Yazarımızın kalemine sağlık Kitap ile ilgili
Leyla’yı BulmakSerpil Çoşan · Toros Yayınları · 202695 okunma
Reklam
8/10
·186 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 00:00
"Yeraltı adamı" X ekzistensial böhran keçirir. Həyatda çaş-baş qalıb, nə istədiyini bilmir. Çox, çox kompleksli, hərdəmxəyal, sərsəm, cəsarətsiz, qorxaq, yeri gəldikcə qəddar, ətrafına nifrət qusan, kasıblığından utanan, aşırı sentimental, daim peşman biridir. Bütün bunlarla bərabər o ağlaya bilir, özü haqqında etiraflar edə bilir, içində mərhəmət hələ də sönməyib. Beynindəki xaotik düşüncələr və zehnində yaratdığı cəhənnəm isə limitsiz görünür, sərhədi yoxdur, daimidir. "Əgər bu obraz mən olsaydım, öz başıma bir güllə çaxardım" cümləsini asanlıqla deyə bilərik. Amma Dostoyevski obrazı qəsdən "öldürmür", onu həyat adlı cəhənnəmlə cəzalandırır. Mənə elə gəlir ki, ədəbiyyat dünyasında intihar edən obrazlara qarşı bir cavabdır "yeraltı adamı". Ona görə ki, var olduğumuz zamanda bütün duyğu və düşüncələrimiz gerçəklik meyarı qazana bilər. Yoxuqsa, hər şey də yox olur. Və bu cür zalım həyatı yaşamaq da, bir növ, cəsarət istəyir. Buradan belə bir sual da çıxara bilərik: əzablara dözməyərək intihar edənlər daha cəsarətlidir, yoxsa bu əzabları çəkərək yaşayanlar? Əsəri oxuduqca insanın qaşları çatılır. Qəhrəmanın daxili monoloqu insanda qarışıq hisslər - təəssüf, üzüntü, hiddət, qəzəb, həyəcan, tərəddüd doğurur. Dostoyevski oxuyanlar üslubuna, onsuz da, bələddir; obrazlarının ən qaranlıq tərəflərinin, insanların qarşılamaqdan qorxduğu gerçək sifətlərin axtarışını aparır. Narahat ruha sahib qəhrəmanın insanlarla münasibətinin qarma-qarışıq olması əsərdəki gərginliyi iki qata çıxarır. Uşaqlıq, yeniyetməlik, gənclik çağlarında aldığı psixoloji, mənəvi travmalar qəhrəmanı daha qəddar edir və bizim əlimizdə onu qınamaq, mühakimə etmək üçün səbəb qalmır. Ya da heç, bəlkə də, ona travma da yaşadan olmamışdı, qəhrəman özü bütün bunları daxili dünyasında yaratmış, bütün
Edebiyat
Yeraltından QeydlərFyodor Dostoyevski · Qanun Nəşriyyatı · 2022159,6bin okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 17:57
Tutkunun Tanrısı ~ Işıl Limae . Jinava normal bir hayat yaşıyordu. Ta ki evsiz kaldığı gece, konsere gittiğinde sahnenin önünde bayılan bir adamı görene kadar. Aslında durumu garipleştiren, bu adamı onun dışında kimsenin göremiyor oluşuydu. Bir anda uğradığı iblis saldırısı, açılan gözü ve etrafına baktığında gördüğü iblisler insanı çıldırma noktasına getirebilirdi. Karşısındaki adam, yani Rast, kim miydi? Tutku ve Şehvet Tanrısı! Onu kurtarmıştı ve bir anlaşma yapmışlardı. Rast ise lanetlenmiş bir Tanrı’ydı. Güç toplamak için yüzyıllardır farklı insanlara ihtiyaç duyuyordu. Bir anlaşma, yepyeni bir dünya, aynı evi paylaşma derken kitabı soluksuz okudum! Lanetli bir tanrıyı okumayı mı daha çok sevdim yoksa cesur ve duygularıyla boğuşan Jin’i mi, seçim yapamıyorum. Ama Jin’in ortama bu kadar hızlı ayak uydurmasına bayıldım. Yedi Ölümcül Günah’ın birer birer sahneye çıkmasına -ve çıkmaya devam edecek olmasına- ayrıca bayıldım. Rast ve Jin arasındaki enerjiden beslenme durumunda “ayaklı powerbank” tabiri çok eğlenceliydi. Gelecekteki Morana’nın verdiği haber, kadersiz, düğüm ve akrep mevzusu heyecanlandırdı. Jin’in bir şeyi tutkuyla yapmasının Rast’ın gücü için bu kadar önemli olması nedeniyle hazırlanan dilek listesi var ki, kesinlikle altına imzamı atıyorum! “Hazırlan, kahvaltıyı dışarıda yapacağız.” demesini beklerken, “ülke dışında yapacağız” demesi… Limitsiz kartlarla alışverişler derken Rast beni fazlasıyla etkiledi. Venedik’e üç saniyelik bir yolculuğu benim de istemem çok mu yani? Rast’ın yavaş yavaş silikleşirken bir insanın ona güç aşılaması; özellikle öpücüğüyle ve gücüyle yeniden dirilmesi… Müthiş değil de ne? Normalde aşırı egoist karakterlerden hoşlanmam ama bir tanrıdan bahsediyoruz arkadaşlar, tabii ki egoist olmalı! BAYILDIM! Rast’ın Jin’in arkadaşlarıyla
Tutkunun TanrısıIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025224 okunma
Ucuz cennet , janjanlı bir dünya hayatına ne dersiniz ?
9/10
·510 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
İnsanlık dedik , adalet , empati , akıl , irade . Sığınacak bir liman aradık . Çok birşey istemedik . Biraz huzur , biraz mutluluk . Arsız bunu zaaf olarak gördü . Düştü iyi insan olmak isteyen , insanlığın Dünyada en önemli yaratılmış olduğuna inanan bir saf , düştü tezgaha , dedi tezgahtar . Hassan Sabbah gibi mağaza sahibi olup vitrin süsleyen tezgahtarlar gah bu dünyayı sattı gah cenneti .Bana verilmiş kısa hayata gözünü dikti , sermayesine ekledi. Ne hayatlar sermaye oldu . Bir ticaret erbabı olarak en karlı ticaret ne diye sorarsanız , cevabım : 2 tüccar çok kazanır , bunların birisi beyaz önlüklü tüccar doktorlar . Sizi Dünya hayatınızla korkutup çıkar sağlarlar . Diğeri siyah önlüklü din tacirleri , ahiret hayatınızla korkutup para kazanırlar. Müşteri korkusunu gidermek sağlam bir gelir kaynağıdır. Korku tüketiciye limitsiz para harcatır . Bitti mi ? Yok bitmez . Şimdi sıra müşteriye umut satmakta . Kalan birikiminizede arzuladığınız , hayalinizi kurduğunuz Dünya hayatını , ucuza yaşatacak fikirleri size ikna ederek satacak , al gülüm , ver gülüm. Vermeden almak sadece Allaha aittir diyecekler. Birde öbür dünyada rahat et , ucuza cennet satarak kasasını doldururlar. Hassan sabah vitrini janjanlı bir tüccardı. Müşterisi eli cebinde vitrinin önünden geçen ve bir an o vitrine kendini kaptıran müşterileri idi. Eğer içeri girersen sana Dünyada istediğin ne varsa ulaşabilme umudunu satacak , promosyon gibi yanında birde cennet satacaktı. İşte gülerek kaleden atlayan o gencecik insanlar , ucuza cennet alan müşterilerden başka kimse değildi. Bu mağazalar , süslü vitrinler , bu tüccarlar , bu ahlaksız ticarethanelerinemdevam ediyorlar mı sizce? Okuduğunuz için sonsuz teşekkürler…
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
LİMİTSİZ // SADIK GÜLTEKİN "2030 yılında... Gelecek dünyada... Okulsuz... Öğretmenin olmadığı... Yeni bir eğitim modeli ön görülüyor! Amaç... Öğrendiklerinden keyif almayı öğretmek! Yönergelere sorgulamadan uyan bireyler yetiştirmek yerine... Düşünebilen ve kendi kararlarını verebilen gençler yetiştirmek... Ben bu sayede... Sesleri birleştirerek hecelemeyi öğrendim... Zaman ve öğrenme baskısı olmadan... Coşkuyla... Heyecanla... Çekicin çıkardığı sesi dinleyerek öğrendim... Üç yıl sürdü... Werner'den yardım istediğimde ise... "Sana sadece ne yaptığımı gösterebilirim, ama öğretemem!" dedi..." Kişisel gelişim kitabı hoşuma gider rahatlarım fakat limitsiz kitabı öyle olmadı . Sadık gultekin Yazarımız zaten mesleği gereği de eğitim uzmanlığı yapıyor motivasyon kitapları yazıp motivasyon konuşmaları yapıyor. Kitaplarını okuduğunuz zaman zaten sınav öğrencilerine ve eğitime dair konulara değindiğini anlayabilirsiniz. kitabın yazımina ve diline değinecek olursam, şiir yazar gibi sürekli kısa kısa kurulmuş cümleler vardı bunlar kitapla kurulan iletişimi kestiğini düşünüyorum düz yazı şeklinde yazılsa sürekli satır atlanmasa daha anlaşılır olacağı fikrindeyim.
1000Kitap
Limit-sizSadık Gültekin · Motto Yayınları · 20205 okunma
Reklam
Reklam