Kitap güzel mi? Güzel. Sevdim mi? Bayıldım. Kendini kesinlikle okutuyor ve yazara hayran kalıyorsunuz. Ama bir şeyi belirtmem gerekiyor...
Bana sorarsanız bu kitapta fantastik bir *klasik tadı var. Yani biraz ağır bir kitap. Hayal gücüyle harmanlanmış derin bir hikayeye sahip olan, çok güzel benzetmeler içeren, toplumu yansıtan, savaşı ve savaş psikolojisini anlatan, bu kategorilerde de harika bir eser. Herkesin okumasını şiddetle öneririm ama nasıl bir beklentiyle kitaba başlandığının gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum.
Benim başta okumayı umduğum, böyle bir eser değildi. İstemiştim ki fantastik, sürükleyici, adeta romantizm kokan, soluklanmalık, rahat, çerezlik bir kitap okuyayım. Öyle olmadı. Bu kitap kesinlikle çerezlik, soluklanmalık bir kitap değil. Tam tersi, yer yer nefesinizi yaşadığınız duygu yoğunluğuyla tuttuğunuz bir kitap.
Karanlık bir atmosfer, iki tür arasındaki derin savaş, uzayıp giden bir nefret zinciri... Bir savaş durumunda, aynı gerçek dünyada da olacağı gibi...
Kitapta, sürekli ders çıkarabileceğiniz bir olaylar sarmalı söz konusu. Tabii ki böyle derin bir romandan beklendiği gibi karakterler de çok gerçekçi, fazlasıyla gerçekçi.
Bu anlattıklarımın hiçbiri olumsuz özellikler değil. Ama kitaba başlarken ne bekleyeceğinizi bilmelisiniz. Ne beklediğinize bağlı, karakterlerin ve hikayenin (fantastik olmasına rağmen) gerçek hayata yakınlığını, olumlu bir yön olarak alabilirsiniz. En basitinden, kötülük yapan biri yaptığı şeyi neden yapıyor tamamen anlıyorsunuz ve onaylamasanız da, hak veriyorsunuz. Karakterlerin hiçbiri siyah veya beyaz değil, gri.
Kafa dağıtmak için okunacak, çerezlik bir kitap değil demek istiyorum, umarım anlatabilmişimdir. Çerezlik bir kitap okuyacak havadaysanız şimdilik başka bir kitap tercih etmenizde yarar var.
Az buçuk