“İnsanın çalışmadan, ter dökmeden elde ettiği iki şey vardır. Bunların ilki, herhangi bir talih oyunundan gelen para, ikincisiyse bir ülkede uzun süre kalınca farkında olmadan öğrendiği ve ister istemez konuşmaya başladığı o toprağın lisanı.”
Canım acıyor. Canım çok acıyor. Kalbim yerinden çıkacakmışcasına. Olmayan yasımı tutuyorum korku içinde. Doğal diyorlar, ihmal demiyorlar. Evet doğal yenilenen bir yeryüzü çok doğal fakat bu acı, ona da doğal diyerek geçebilecek miyiz? Bana bir şey olmadı diye devam etmek kolay. Peki olmayacak diyebilecek miyiz? Her dakika avize mi izleyeceğiz? Oysa güven duygusunu sahip olabilseydik böyle mi olacaktı? Evet, korkuyoruz ama korktuğumuz liyakatsızlık, parayla insanlıklarını satanların faturasını ödeme korkusu.
“Bir mezar taşının karşısında durmak, kitabı son sayfasından açmaya, filmin son karesini yakalamaya benziyordu. Ne olmuşsa olmuş, ne yapmışsa yapmış, buraya, bu mezarlığa gelmiş ve kendini gömdürmüştü...”