Kendileri için hızla akan yaşam nehrinden uzak, küçük
bir havuz kazar, o havuzda kokuşur, o havuzda ölüp giderler. Bizler de bu durgunluğa, bu çürümeye "varoluş" adını veririz. Yani hepimiz bir kalıcılık hali isteriz. Bazı arzuların sonsuza kadar sürmesini, zevklerin sonunun gelmemesini isteriz. Küçük bir kuyu kazarız ve içine girip etrafına ailemizden, hırslarımızdan, kültürümüzden, korkularımızdan, Tanrılarımızdan, çeşitli ibadet biçimlerimizden oluşan bir duvar örüp yaşamın; devamlılığı olan, sürekli değişen, hızlı, derin, sıradışı bir canlılık ve güzellikle dolu olan yaşamın dışarıda akıp gitmesine izin vererek orada ölürüz.