Çocuk ve Eğitim
Dolto temelde modern eğitim sistemini Simgesel kastrasayon işlevinin yetersiz olması ve bunun sonucunda früstrasyonun açığa çıkması sebebiyle eleştirir. Zira bu eğitimde sorunu, çocuklara ihtiyacı olduğu kısmi dürtülerin ifade araçlarını vermemekte görür. Yazmak, okumak ve entelektüel düşünme sadece oral ve anal dürtülerin ifadesi için alan tanımaktadır. Oysa bazı kısmi dürtüler ya da nam-ı diğer, bedenin ve Dilin jouissance artı(k)ları sadece bu yolla ifade edilemez. Çocukların bedeninin farklı ifade araçlarına ihtiyacı bulunmaktadır. Lisan bir dildir. Oysa çocuğun dans, müzik, spor gibi farklı dillere ihtiyacı vardır lisana, kelimeye, cümleye tabii olmayan affektlerini ifade etmek ve hatta bunları düzenle(n)mesi için. Bu sebepledir ki bir çok çocukla çalışmada sanat terapi işe yaramaktadır. Zira bu, mümkün alternatif bir ifade alanı sunar çocuğa. Ve bu sebepledir ki bir çok çocuğun semptomu spora, dansa ve müziğe başlayınca söner. Dolayısıyla çocuğu sadece eğitim araçlarına mahkum etmek onu susturmaktır. "Sağlıklı" çocuk yeteneklerini geliştirebileceği ve açığa vurabileceği alternatif dillere; müzik, dans, spor, çizim, modelleme, zanaat alanları vb gibi sahip çocuktur. whatsapp.com/channel/0029VbB...
İnsanlara baş olan kimse, anlayışlı bir akla, doğruyu konuşan bir lisana, hakkı yerine getirecek kuvvetli bir kalbe muhtaçtır.
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
HAZRET-İ ALİ’DEN (K.V.) BAZI HİKMETLER
İnsanların birbirlerine hakîkî manada üstünlükleri, akılları, ilimleri ve amellerine göredir; yoksa mal ve soylarıyla değildir. Sâdık (doğruluğu kendine şiâr edinen) kimse, sadâkati sebebiyle öyle yüksek bir mertebeye ulaşır ki, yalancı, bütün hilelerine rağmen ona aslâ yaklaşamaz. İnsanlara baş olan kimse, anlayışlı bir akla, doğruyu konuşan bir lisana, hakkı yerine getirecek kuvvetli bir kalbe muhtaçtır. Şu kimseler kötülenmeye tam müstehaktır: Kendisi isyan ederken insanların itaatini isteyen, kimseye vefa göstermediği hâlde kendisi vefa bekleyen, kimseye bir şey vermezken cömertlikle anılmak isteyen, kendisi insanlara zulmederken başkasından adalet uman. Hayırlı kimselerin arkadaşlığını ganimet bil, kötü kimselerle bir arada bulunmaktan sakın. İslâm, imana; iman, ihlâsa; ilim, amele muhtaçtır. Müminin başına gelen belâlar, mücevheri saflaştıran ateş gibidir, onu pâk eyler. MUHARREM AYININ 9. VE 10. GECELERİNİN İHYÂSI Muharrem ayının 9. ve 10. geceleri, birer tesbîh namazı kılınmalıdır. Yine 9. ve 10. geceleri teheccüd vaktinde, Allah rızası için 4 rekât namaz kılınır. Her rekâtte Fâtiha-i şerîfeden sonra 50’şer İhlâs-ı şerîf okunur. Bu günlerde Hatm-i Enbiyâ’ya devam etmelidir. Bilhâssa 9. günü, 10. güne bağlayan akşam, (yani 10. gece) Hatm-i Enbiyâ yapılması çok faziletlidir. Muharrem ayı içerisinde mümkün olduğu kadar çok istiğfâr etmelidir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat) Muharrem ayının onuncu günü (Âşûrâ günü), önceki bir gün yahut sonraki bir gün ile birlikte oruç tutmak sünnettir. Yalnız Âşûrâ günü oruç tutmak, tenzîhen mekruhtur. Hadîs-i şerîfte, “Âşûrâ orucunu tutunuz ve ona, dokuzuncu yâhut on birinci günü ilave ederek Yahûdîlere muhalefet ediniz, onlara benzemeyiniz.” buyurulmuştur. (Nîmet-i İslâm, Fazilet Neşriyat) 23 Haziran
Nefs susmadıkça, hikmet lisâna uğramaz.” Her firkat, vuslatın habercisidir.” İzzet, malda değil; ahlâk-ı hamîdede saklıdır.”
Hangi mevsim?
Hangi mevsimin koynunda saklanır aslın bilemem.  Hangi lisana döksem anlaşılır ki feryadım?.. Gözlerim acının sürgününde kalbimi parçalayarak ezen  Solgun gölgenin sürükleyişinde ... Bir derbeder yokuşlarda heyelanlar yürüdüğüm yol boyunca  bir çığlık yükseliyor sesimden se(n)sizliğime.. Kıyametler Kopuyor, mahşer günüdür yüregim Boğazımı yırtarcasına susuyorum Sustukça, boğuluyorum... Aşiyana bir yüz imgesiyle kayıyor gökyüzü İçtensizlik duyguların bağışladığı ruhlara gözlerim de ateş çukuru bir kızgınlık… en kavruk yalvarmalarımı gömdüm gecenin serinliğine.... Bir damla düşüyor alfabeme, sırılsıklam oluyor harflerim.  Solumda sancıyan acının adıydı mutluluğumun yetimliği …  Birşeyin tek şey o'nun adına dualar kurarken ellerim, dilimi unutmuştum feryad’ın gölgesinde…sahte hayatın tek sahici yüzüydü o!.. Mutluluğumuzun yetimliği yara almasın diye kelimelerimle örttüm garipliğimi ve garipsedim bu yeni hayatı.... Ve tek gecelik aşklar uğruna hayatla savaşımda.. Ebû Cehil’in cehaletinde kalan ruhlarınızı alıp gidin! masumluğumuzu kanatmadan, ezazilin koynuna… SYN
Biraaa turşu özledimmmm öğrenci fav ikili