Hoyrat bir güneş yanığı soluk tenimde, Hürriyet için çarpan kalbim, Portakal ağaçları ile bezeli bir çıkmaz sokak, Ve avuçlarımda tonlarca hüsran. Vefasız bir sevgili gibi, Rüzgarlar da küsmüş bu antik kente, Gölgesi bile insan yakıyor. Şehrin göbeği, bir yabancılar senfonisi, Lisanı başka, çehresi başka insanlar seyrediyor mehtabı, Şelalesi gibi coşkun akan yüreklerde var elbet, Sanırsın deli bir fişek, Adını bile bilmedikleri bir kıyıda söndürürler feneri, Yosunla karışık anason kokar elleri, Güneş doğduğunda tütün kokmaya başlar. Kuşlar ötüşür, günaydınlar yankılanır gündoğarken, Yeni bir hayat başlar gibi görünür fakat, Hep yarım kalmış hikayelerle ünlüdür bu şehir, Kimi vicdanında noksan kalır, Kimi sevdasında , Mevsimsel bir durummuş gibi görenlerde var elbet. Yok efendim yaz aşkı, kış aşkı falan filan. Karadeniz'in Çetin yaşam şartlarına ayak uyduranlar gibi, Alışanlar da var bu güneşli kentin havasına suyuna. Sanki bir ben kalmışım garip, Sanki bir ben yabancı. Bilirim , ruhu Şen şakrak şehirler vardır, Mesela İzmir gibi yahut İstanbul, Gökkuşağı gibi renkli ve hareketli, Sevinçleri kursağında kalmış gülmeyen yüzler, Ve hep dünyevi telaşlar karmaşası,
Azeri lisanı tam şiir dili

Nera

@Neraistee
·
Vəsf elə məni ey nur üzlü pəri Üz cizgilərinə zillənibdi gözlərim
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Lisanı ağızda olanı değil, Lisanı gönülde olanlara yar et bizi. Tebessümü simasında olanı değil, Tebessümü gönülde olanlara kat bizi. Aşkı tende sananı değil, Aşkı ruhunda can bilenlere arat bizi… (HZ. MEVLANA)
Edebiyat
Ahir zamanda kadın olmak Ben bu kaleme aldığım satırları sizler için değil, bilâkis, kaybettiğim rûhumun izini sürmek yolunda bir feryâd-ı figân olarak yazmaktayım. Bu kelimelere ne el süresiniz, ne de zanna kapılasınız; zîrâ bu satırlarda müşâhede ettiğiniz ben, hakîkî veçhem değildir. Çünkü ben, rûhumu kaybettim; nefsimin hudutsuz deryâsında alabora olmuş, sahilsiz bir garîbim. Ne kendinize vebâl yükleyiniz, ne de bana temas ediniz; kaldıramayacağınız yükü omuzlamayınız. Üstâdın hikmet dolu lisânı ile beyân edecek olursak: “Sûretin câzibesi, aşk ve şehvet olmayınca, beş para etmez!” Aşka feda edemediğin bencil ve körleşmiş rûhunu, güzellik zannına atf ile sakın bezeme! Ey kendini güzel kadın tahayyülüyle aldatan ve aklı ziyâde olan mefkûre! Sen ki kemâlin bütününü ararken, yarım yamalak bıraktıkların peşinden ayrılmayacak; Ve nihâyetinde, bir gāye uğrunda ölümün soğuk koynuna rızâ ile sürükleneceksin. Bilesin ki, dünyâ bir imtihân meydânıdır; burada tamlığa erişmek yoktur. Tama ulaşmak aşkıyla çırpınırken, eksik ve nakıs adımlarınla bu yolda yürümeye mahkûmsun. Ve bil ki, tama ermek aşkıyla yanıp tutuşarak, güzellik zannı içinde çirkin öleceksin. Tama ermek aşkı ile…
duâ niyetine...
Lisanı ağızda olanı değil,lisanı gönülde olanlara yâr et bizi.Tebessümü simasında olanı değil,tebessümü gönülde olanlara kat bizi.Aşkı tende sananı değil,aşkı ruhunda can bilenlere arat bizi. Mevlana Celaleddin-i Rumi
"Lisânı ağızda olanı değil, lisânı gönülde olanlara yâr et bizi. Tebessümü simâsında olanı değil, tebessümü gönülde olanlara kat bizi. Aşkı tende sananı degil, aşkı ruhunda can bilenlere arat bizi..." Mevlana Celaleddin-i Rumi
Alıntı