Bu insanlar öylesine sindirilmişti ve bu tür adamların onlara neler yapabileceğine dair öyle uzun bir tarihsel sürece yayılan acı tecrübelere sahiplerdi ki, kimse ne sesini çıkarabildi, ne elini oynatabildi, ne de gözünü yerden kaldırabildi. Erkeklerin hiçbiri bunları yapmaya cüret edemedi
Çeşmenin suyu akıyordu, nehrin suları akıyordu, gün geceye akıyordu, şehirdeki yaşam ölüme akıyordu, âdet böyleydi, zaman ve devran kimseyi beklemezdi; çok geçmeden fareler deliklerinde koyun koyuna uyumaya başlamışlardı, maskeli balonun ışıkları akşam yemeği için ışıl ışıldı; yani her şey doğal akışına uygun ilerliyordu.