Uğur B

Uğur B
@livan3li
21 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
Çok Çalışmakla Yitirilen Zaman
9/10
·302 syf.··
Beğendi
·
2019 14. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2019 15:48
Bu kitap benim için hiç beklemediğim bir stilde günümüz kapitalist sistemini anlatan bir mesajı çok güzel bir biçimde insanlığa hikayeleştirerek anlatmış. Şunuda belirtmeden kitabın incelemesine başlamak istemiyorum. Bu kitap aslında benim fikrime göre pek çocuklara yazılmış bir kitap değil. Kitabın içeriği, anlatımı biraz çocuklar için veya çizgifilmlerde ki gibi bir hayal dünyası resmedilmiş olsa da ben okuduktan sonra yaptığım çıkarımlara dayanarak bunların aslında birer "metafor" veya gerçek hayatta bir şeyin "sembolü" olduğunu düşünüyorum. Velhasıl bu hikaye bir hayal dünyası çizsede aslında bunun üzerinden biz büyüklere bir mesaj var. Bu kitabı daha iyi anlamak için benzer hikayeye sahip olan Zamana Karşı(In Time) filminide izleyebilirsiniz. sinemalar.com/film/132019/zam... İnsan kitabın başlığını görünce "Buda ne?" diyesi geliyor. Momo kavramını, kelimesini ben ilk kez çocukken yaramazlık yaptığımızda büyüklerimiz bizi korkutmak için dediği, bir tür canavar olarak tasvir edilmiş, zihnimde kalan bir tür kavramdı. Ama kitabı okuyunca, Momo'nun aslında küçük bir kız çocuğunun ismi olduğunu öğrendiğinizde insan bir tebessüm ediyor :-) Neyse... ----- SPOİLER İÇERİR ----- Ben bu kitabı okumadan önce, incelemelerden ve arka kapak yazısından zamana dair, daha çok zamanı nasıl daha iyi değerlendirebiliriz geçirdiğimiz boş vakitlerin kıymetini nasıl daha iyi anlarız, farkındalık kazanırız gibi beklentilerim vardı. Fakat kitap bana tam manasıyla "ters köşe" yaptı. Kitabın bize temel olarak vermek istediği mesaj ise; günümüz kapitalist sisteminde o kadar çok çalışıyoruz ve o kadar çok para kazanıyoruz ki. Zamanımızı çok iyi değerlendirdiğimizi zannetiğimiz mesajı veriliyor. Çalışarak kazandığımız bu kadar parayı ise ne
MomoMichael Ende · Kabalcı Yayınevi · 201382,1bin okunma
Reklam
Bir hayat nasıl yaşanmamalı/yaşanmaz.
9/10
·617 syf.··
Beğendi
·
2019 10. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2019 11:59
Bu kitap okuduklarım içerisinden kütüphaneme eklemeye değeceklerinden biriydi. Kitaptan gerçekten gerçekten çok etkilendim diyebilirim. Kitabı okurken içinde zamanında bizimde yaptığımız bazı hataları buldum ve bu beni yaşadığım, yaptığım, yapacaklarımı tekrar sorgulatmama neden oldu. Bir kez daha durup düşündüm.. Bazen kitapları/romanları/hikayeleri okurken -bilmiyorum bazen size oluyor mu ama- insanın içine şöyle bir soru geliyor. Bu kitabı acaba yazan yazar kendisi mi, önce ki hayatından ders çıkardığı noktaları kurgulayıp bunu değiştirerek tekrar mı anlatmış gibi sorular aklıma geliyor. Bu sorunun cevabını kitabın sonunda buldum ve yazara bize kattığı bu muhteşem eser için minnettarım. İncelemeye geçecek olursak: Kitabın ana konusu olarak bir karakterin aile kültüründen aldığı tembellik hastalığını nasıl anlattığı ana konusu olmuş. İçinde inanılmaz güzel ruhsal tahliller mevcut. Okurken muhakkak kendinizden bir şeyler bulabileceğinizi düşündüğüm, sorgulatıcı bir tarzda yazılmış. Bu kitap için özellikle eklemek istediğim bir nokta ise; Bunun gibi kitaplar gençlere okutulmalı ki, hayatın sadece yemek, içmek, uyumak olmadığını anlasınlar. Kitap çok felsefi bir bakış açısıyla yazılmamış, ben felsefi yönden bakabileceğim çok şey bulduğumu söyleyebilirim. Son olarak bu kitaptan çıkaracağım en önemli çıkarım şu oldu: Bu hayatta kimse kimseyi değiştiremez, bundan dolayı tavsiye isteyen kimselere tavsiyede bulunmak iyidir ama bir insan kendi hayatını başka bir insanı değiştirmek için harcaması, tabiri caizse kendi hayatını yaşamaktansa başkasının hayatını yaşaması, hayatta yapılabilecek EN BÜYÜK hatadır. Bunun üzerine Barış ÖZCAN'ın şu videosunu eklememin yerinde olacağını düşünüyorum: youtube.com/watch?v=SeTVL2V... - ( Seth Godin’e sordum: Ikarus bizi
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
İlber Ortaylı : Yaşı 15'i geçmiş birisi yeni bir şey ÖĞRENEMEZ!
İlk olarak bu incelemem, sadece incelemeden oluşmayacak inceleme/eleştiri karışık olacak. Kitabı, İlber Ortaylı hocanın düşüncelerini ilk başlarda beğenmiştim. Fakat kitabın sonlarına doğru İlber hocadan beklemeyeceğim şeyler okudum. Bana göre ilk başta konunun gidiş hatı gayet iyi gibiydi. Kitabın sonuna doğru bazı sözlerinden dolayı kitabı yarım bıraktım. Kitabın beğendiğim noktaları: İlber hoca insanın yaşamını belli dönemlere ayırmış. Çocukluk-gençlik, genç-yetişkin, orta olgunluk, yaşlılık. Gibi belli başlı dönemler, geçiş aralıklarından bahsediliyor. Her yaş döneminde nerede ne yapılması gerektiğinden, kimden eğitim alınması gerektiği konusunda tavsiyeler içeriyor fakat ben kitabın içerisinden bölümlere ayrılmış başlıkların anlattığının başlıkla bağlantılarını kuramadım/bulamadım veya kendi adıma alabileceğim çok önemli tavsiyeler yoktu. Bunların haricinde kitapta iyi birşey yok mu diye soracaksınız? Kitapta gerçekten güzel tavsiyeler var. Ama kitabın her alt başlığı benim ilgimi çekmedi. Benim düşünceme göre, kitaptan özellikle "iyi bir seyahat/gezi", "lisan/dil öğrenimi" gibi konularda İlber hocanın gerçekten çok deneyimli olduğunu anlıyorsunuz. Özellikle dolu dolu bir seyahat nasıl yapılır, sadece gezmek değil. Gezerken gezilen yerlerin kültürü, tarihi eserleri/yerleri nasıl gezilip öğrenilir bunlardan nasıl faydalanılır gibi konularda pek çok güzel tavsiyeler bulabilirsiniz. Eleştireceğim noktalara gelirsek. Başlarda bahsettiğim üzere kitapta şöyle bir paragraf geçiyor. "On beş yaş bir sınır mıdır? Nedir Önemi? ...İstisnaları kural haline getiremezsiniz. Çünkü 15 yaşından sonra hiçbir şey hakkıyla öğrenilmez. Hatta ana iş meslek olarak öğrenilmemesi tavsiye edilir. Öğrenmek derken yarım yamalak öğrenmek değil; gerçekten öğrenmekten bahsediyorum.
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,1bin okunma
İçerik Başlıkla Uyuşur değildi.
6/10
·%24 (43/176 syf.)·
Bu kitapta sizlere verebileceğim, anlatabileceğim pek fazla bir şey yok. Kitap başlarda çok güzel gidiyor, anlayabileceğiniz kolay bir dil ile yazılmış. Sonraları ise dil gittikçe ağırlaşıyor bir okuma kitabından daha çok matematik çözme kitabına yaklaşıyor. Düşük puan vermeme ve kitabı yarım bırakmama sebep olan asıl sebebi ise kitabın başlığıyla uyuşmuyor olmasıydı. Matematik ve Doğa denilmiş ama "doğa" kelimesiyle bağdaşan(ağaç, çiçek, bitki vb.) bir içerik, anlatım tarzı yakalayamadım. Belki benim kusurumdur, emin değilim. Fakat anlaması kolay olmayan, biraz da sıkıcı bir kitap oldu benim için. Kitabı sonuna kadar okumadığım ama, başlıklara ve genel olarak göz gezdirdim ve önemli bir konuyu göremedim. Mesela matematik için doğanın niteliğinde diyebileceğimiz olan "Altın Oran" dan hiç bahsedilmemesi de bana biraz tuhaf geldi. Da Vinci bile bunu pek çok çiziminde, eserlerinde kullanmışken ve doğada bu oranın, Fibonacci dizisinin çok olmasına rağmen hiç bahsedilmemiş olması bana göre eleştiri konusu edilebilecek bir durum. Ama yinede matematiği iyi olan, bölümü/alanı olan kişilerin kesinlikle okuması gereken kaynaklardan birisi olduğunu düşünüyorum.
Bilim
Matematik ve DoğaAli Nesin · Nesin Matematik Köyü · 2007142 okunma
Matematiğin Düşünceyi Şekillendirmede ve Görselleştirmede ki Gücü
8/10
·208 syf.··
2019 9. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2019 20:31
Bu kitap hakkında öncelikle şunu söylemek istiyorum ki. Kitap normal, matematikten bihaber bir kişinin anlayabileceği düzeyde bir kitap değil. Bu kitabı okuyabilmek için en az temel düzeyde matematik 1 bilgisine ihtiyacınız var. Aksi halde kitabı aldığınıza bile pişman olabilirsiniz. Ben matematiği genel olarak sevmeme rağmen kitap 157 ye kadar (yani yaklaşık olarak 3/4'ü kadarını) ancak okuyabildim sonrası ise baya derin matematiksel işlemlere dalmaya başladı. Hiç bir şey anlayamamaya başladım. 157'ye kadar matematiksel terimler pek fazla yok, genelde bilmeceler, ilginç paradokslar, kafa karıştırıcı değişik problemler önünüze geliyor. Sayın Ali NESİN kitabı yazarken direkt olarak okuyucuya hitap etmiş. Bir an onunla sohbet ediyormuş hissine kapılıyorsunuz. Bu kitaptan kendi çıkardığım faydalar: 3/4 lük kısımdan pek çok farklı(güzel) perspektif çıkardım. Teorik matematiğin, pratik hayata olan düşüncelere şekillendirmede ki etkisine şahit oldum. Kendi düşünceme göre şunu gördüm. Bir şeyi kanıtlamanın ciddi manada ne demek olduğunu anladım. Bazı paradokslar, düşünsel problemler, beyin yakan sorular vardır ki bunları ifade etmeniz için sayılara mutlaka ihtiyaç duyarsınız. Benim düşünceme göre matematik aslında dünyayı tarif etmek için kelimelerle yapamayacağımız şeyleri sayılarla ifade ederek soyut kavramları bir tür yazıya dönüştürme aracılığıyla somutlama sistemi. Kısaca bu kitaptan sonra şunu biraz daha iyi anladım ki, matematik de bir Türkçe, bir İngilizce, bir Arapça, bir insan lisanı gibi dil. Bunu anlamamız için diğer dilleri öğrendiğimiz gibi bunu da öğrenmemiz gerekir. Kısaca özet geçmek istersek; Eğer ben daha elle tutulur, anlaşılır biçimde soyut düşünmek istiyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum diyorsanız, bu eser size yarar sağlayabilir.
Bilim
Matematik ve Gerçek (Felsefi Tatta Matematik Yazıları)Ali Nesin · Nesin Yayınevi · 200987 okunma
Reklam