Berger... :") Nasıl başlasam bilmiyorum. Bir Stefan Zweig klasiği, kısa ama etkisi büyük bir eser daha. Berger, bir tıp öğrencisi ve Viyana'ya okumaya gitmiştir ama etrafındaki insanların arasında bir çocuk gibi kalması, kendisini ortaokuldan beri hic ilerlememiş görmesi ve arkadaşı Schramek'in yanında pısırık kalmasi, onun sevgilisiyle birlikte Berger'le dalga geçmesi yüzünden artık Berger okumayı bırakmıştır, ta ki yaşam onu tekrar çağırana kadar...
"Hangi kitap karakterlerine benziyorsun?" diye sorsalar bir Raif Efendi derim iki Berger derim. Kendime o kadar benzettim ve beni o kadar derinden etkiledi ki... Artık bir "çocuk" olmayı istememesi, tam yaşama geri tutunup aşık olduğu sırada, "çocuk" olmayı bıraktığı zaman "çocuk"larin atlatıp yetişkinlerin anlatamadığı bir hastalığa yakalanması aslında o kadar derin ki :")... Kitabın bitmesine 15 sayfa falan kalmıştı, kendi kendime demiştim ki "Bu adamın kitapları hep kötü sonla bitiyor bu da öyle olmaz umarım." ve gerçekten Berger'in mutlu mesut yaşamasını istiyordum ama kader ona o kadar mutluluğu çok gördü. Sonunda kendini sevmeye başlamıştı, hayattan keyif almaya başlamıştı ama hayat... Seni seviyorum Berger, sana kalbimi bıraktım.