Bazı kitaplar bilgi verir, bazıları ise bakış açını değiştirir. Bu kitap benim için ikinci kategoriye giren bir tür oldu. Günlük hayatta sıkça karşılaştığımız ama çoğu zaman üzerinde düşünmeden geçtiğimiz sembollerin aslında ne kadar derin, çok katmanlı ve kadim anlamlar taşıdığını fark ettim.
Semboller sadece görsel unsurlar değil insanlığın ortak bilinçaltının dili bence. Bir işaret bazen bir inancı, bazen bir korkuyu, bazen de kolektif bir deneyimi temsil ediyor. Ve en etkileyici olanı, bu sembollerin farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda benzer anlamlar taşıyabilmesi...Bu durum, insan zihninin evrensel bir yapı taşıdığı fikrini güçlendiriyor.kitap boyunca özellikle dikkatimi çeken nokta, sembollerin sadece geçmişe ait değil, bugün de aktif bir şekilde hayatımızın içinde yer alıyor olması. Kullandığımız logolar, mimari yapılar, hatta günlük jest ve mimikler bile birer sembolik anlatım içeriyor. Bu farkındalık bile etrafıma bakışımı değiştirdi. Artık gördüğüm şeyleri sadece “görmüyorum”aynı zamanda “okuyorum”
Kendi adıma, zaten ilgim olan bu alanda daha bilinçli bir derinleşme yaşadım. Daha önce sezgisel olarak hissettiğim bazı anlamları artık kavramsal olarak da açıklayabiliyorum. Bu da sembollerle kurduğum bağı daha güçlü ve anlamlı hale getirdi.
Ve belki de en önemli farkındalık şu oldu:
Hayat, yüzeyde gördüğümüzden çok daha fazlası....Asıl mesele, o görünmeyeni okuyabilmek....