Sev!L

Sev!L
@lives1402
Düşünerek yankı ve uçurum yarattım kendime. Derinleşerek kendimi çoğalttim...

Sev!L

, bir kitabı okumaya başladı
James Redfield
8.2/10 · 452 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

Sev!L

, bir kitap okudu
7/10
·248 syf.··
20 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 00:25
·
2026 1. kitabı
Raymond Buckland
8.4/10 · 73 okunma
7/10
·248 syf.··
2026 1. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 00:25
Bazı kitaplar bilgi verir, bazıları ise bakış açını değiştirir. Bu kitap benim için ikinci kategoriye giren bir tür oldu. Günlük hayatta sıkça karşılaştığımız ama çoğu zaman üzerinde düşünmeden geçtiğimiz sembollerin aslında ne kadar derin, çok katmanlı ve kadim anlamlar taşıdığını fark ettim. Semboller sadece görsel unsurlar değil insanlığın ortak bilinçaltının dili bence. Bir işaret bazen bir inancı, bazen bir korkuyu, bazen de kolektif bir deneyimi temsil ediyor. Ve en etkileyici olanı, bu sembollerin farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda benzer anlamlar taşıyabilmesi...Bu durum, insan zihninin evrensel bir yapı taşıdığı fikrini güçlendiriyor.kitap boyunca özellikle dikkatimi çeken nokta, sembollerin sadece geçmişe ait değil, bugün de aktif bir şekilde hayatımızın içinde yer alıyor olması. Kullandığımız logolar, mimari yapılar, hatta günlük jest ve mimikler bile birer sembolik anlatım içeriyor. Bu farkındalık bile etrafıma bakışımı değiştirdi. Artık gördüğüm şeyleri sadece “görmüyorum”aynı zamanda “okuyorum” Kendi adıma, zaten ilgim olan bu alanda daha bilinçli bir derinleşme yaşadım. Daha önce sezgisel olarak hissettiğim bazı anlamları artık kavramsal olarak da açıklayabiliyorum. Bu da sembollerle kurduğum bağı daha güçlü ve anlamlı hale getirdi. Ve belki de en önemli farkındalık şu oldu: Hayat, yüzeyde gördüğümüzden çok daha fazlası....Asıl mesele, o görünmeyeni okuyabilmek....
İşaretler, Semboller Ve AlametlerRaymond Buckland · Doğan Novus Yayınları · 202373 okunma
9/10
·95 syf.··
2025 3. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2025 12:18
Bu eser, edebiyatın sınırlarını aşan, varoluşun en kuytu dehlizlerinde yankı bulan bir çığlık gibi insanı en derinlerine sürüklüyor..!. Bana göre yalnızca bir roman değil; insanın iç dünyasında dolaşan, zaman ve mekandan kopmuş, soyut bir bilinç akışının iz düşümüdür. Kitabı elinize aldığınız an, artık geri dönülmez bir yolculuğa adım atmışsınızdır. Bu, hakikatin üzerini örten perdeleri bir bir kaldıran, okuyucuyu içsel bir sorgulamanın girdabına çeken bir yolculuktur. “Kör Baykuş” klasik anlamda bir olay örgüsüne, düz bir anlatıma yaslanmıyor nedense. Aksine, zaman çizgisi parçalanmış, anlatıcı zihinsel çözülmenin eşiğinde bir varlık haline gelmiş. Aslında işte burada en büyük gücünü gösteriyor. Çünkü anlatı ilerledikçe, okuyucu sadece karakterin değil, kendi iç dünyasının da katmanlarını soymaya başlıyor. Tıpkı aynaya bakarken gözünün içine bakmanın huzursuzluğu gibi….... Sadık Hidayet'in dili, yer yer bir halüsinasyon kadar buğulu, yer yer de bir neşter kadar keskin ve net.(Okurken resmen hücrelerime sindi!) Her bir cümle, bilinçaltının gölgelerinde unutulmuş, bastırılmış duyguları uyandırıyor. Romanın atmosferi o kadar yoğun ve karanlık ki , bir noktadan sonra gerçekle hayalin nerede ayrıldığını anlamıyorsunuz. Zihinsel bulanıklık, yerini metafizik bir huzursuzluğa bırakıyor. Yazarın o kadın diye hitap ettiği kadına duyduğu arzu ve nefret, bir tür varoluşsal krizle iç içe geçmiş... Kadın, burada yalnızca bir karakter değil; insanın ulaşamadığı idealleri, çözülemeyen soruları, bastırılmış arzuları temsil ediyor. Ve ne zaman ona ulaşmaya çalışsa, bir uçuruma daha da sürükleniyor. Bu, yalnızca karakterin değil, insan zihninin de sürekli tekrar eden döngüsüdür: Anlam arayışı, hayal kırıklığı, kaçış…..
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma