Sevgili kızım, benim koruyucu meleğim, sana söyledikleri gibi bir kalbim yoktu.
Bir kalp yerine iki aklım vardı.
Para biriktirmekle meşgul aklım ve kanunlara meydan okuyan aklım.
Bunların birisiyle hackerlik yapıyor, telekom şirketlerinin sitelerine saldırıyordum. Bu aklımı Filistin'e ayırmıştım. Bununla patlayıcı maddelerin ve bombaların hazırlanışını iyice öğrendim.
Şehadet haberi Kuveyt'e ulaştıktan sonra onlar için düğün merasimi tertip ettik.
Evet, düğün Şehitlerin düğünü...
Ölüler için düğünler tertip edildiğini bilmiyordum.
Fakat daha sonra anladım ki Allah yolunda şehit düşenler için de düğünler tertip ediliyor.
Kendileri için düğünler tertip edilen bu şehitler kim?
Nasıl oldu da ebedi olarak kalacakları cennete kanlarıyla girdiler? Kim o şehitler?
Benimle konuşurken kırık dökük bir Arapçayla konuşuyorlardı Arapça bilmeme rağmen onlarla Arapça konuşmayı reddettim ve İngilizce konuşmaya başladım. Bunun üzerine söylediklerimi tercüme edecek birisine ihtiyaç duydular. Topraklarımı, Kudüs'ümü işgal ettikleri yetmiyormuş gibi dilimi de işgal etmek istiyorlardı. Sizinle kötü, aşağılık ve iğrenç Balfour Deklarasyonu'nun diliyle konuşacağım. Size verdiği uğursuz sözle, mübarek topraklarımızda hakimiyet kurmanıza izin veren Balfour Deklarasyonu... Fakat dilimi işgal etmenize asla izin vermeyeceğim. Mütercim benimle Arapça konuşmaya çalışsa da Arapça tek bir harf bile söylemedim. Ona "Eğer Ingilizce sana zor geliyorsa Korece bilen başka bir mütercim ara" dediğimde küplere bindi. Yüzü kızgınlıktan kıpkırmızı oldu