Evler, anne ve babalara emanettir. Bu emanet, hesabını Allah Teâlâ 'nın soracağı bir emanet olarak, bir sepet kirazın emanet edilmesiyle kıyas edilemeyecek kadar ağır bir emanettir. Ev emaneti bizim akidemizin, ibadet ve kimliğimizin en kritik muhafaza alanlarından birini ihtiva etmektedir.
Üstad Bediüzzaman'ın "Bu sarık ancak bu başla beraber çıkar kafamdan" dediği gibi bizler de "bu başörtüsü ancak bu başla beraber çıkar kafamızdan, başımızı kesmedikçe başörtümüzü çıkartamazsınız" diyebiliyor muyuz?