soldu gitti gidenler
sonra ellerim soldu
hevesler sevinçler günler
başka bir takvime doğdu
fırsata dönmeyen yalnızlıklara
yanlış anlaşılmış yıllara rağmen
ikna oldum en kolayı bu
ötesini düşünmenin saçmalığına
bıraktım muhtemel aydınlıkları
unuttum ama unutulmak meziyet
bir şekilde geçiyorken zaman
yine ekmek çıkıyor tren kalkıyorken
kimileri hâlâ yeni insanlar
buluyorken kaybetmek üzere
çürüdüm derin bir nefesle
işte bundan ibaret günlerde
kabullenmeler ve susmalar
eşlik ederken geceye
korkunç bir soğuğa yürüdüm
çürüdüm ve bu ilk değil
gözümü kapatıp güneşe
hep aynı yerde aynı geceyi
bulacağımdan emindim
gördüm uzanmadı elim
kavgaya uyanmaya korkmaya
hep en can alıcı yerinde bırakıp
geri dönmediğim tüm aralıklar
birikti biriktikçe çürüdüm