Zaman geçtikçe insan neyi daha iyi kavrayabilir ki?
Yaş aldıkça empati yeteneği mi gelişir, yoksa tecrübelerine mi güveni artar?
Dönüp bakınca geriye, ne çok anı birikmiş, değil mi?
Ve bir sayfamda sen de varsın.
Bir fotoğrafımda, bir resimde…
Kalemimden aktardığım her düşüncemde.
Bazen rüyamda.
Bilinç de hayret ettiren bir şey değil mi?
Unuttuğunu sanıyorsun ama her şey, iyisiyle kötüsüyle, bir yerlerde saklı.
Pandora kutuyu açınca saçılıyor sanki her şey her yere.
Bilmiyorum, senin de gece olunca aklına bir sürü şey geliyordur elbet.
Düşüncelerin sonu mu var?
Bazen kendimi kaybediyorum.
Alice’in tavşan deliğinden düşüşü gibi.
Bak! Ne hatırladım böyle yazınca…
İlk kitabımdı tabii: Alice Harikalar Diyarında.
Ve dedemin masasının altından emekleyerek, o tavşan deliğine giden yolu canlandırırdım.
Hâlâ içimdeki o küçük kızın hayal dünyası aynı genişlikte mesela.
Hayalle gerçeği ne ayırt eder ki?
Beynim bile, hayal ettiğim şeyi gerçek sanan bir mekanizmayken hem…
Ne yazıyordum başta emin değilim ama,
Aklıma bir sürü şey geliyor.
Gece uzun…
Ve yazacak çok şey var.