Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!
Bilekler kan içinde, dişler kenetli
ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim!
Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim!
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!
Nazım Hikmet Ran
Tüketen topluma Müslüman entegrasyonu söz konusu.
Genç hanımlar, ben başörtüsüyle gidebiliyorum artık her yere diyor, ama sen başörtüsü için mücadele verdiğin zamanlarda dudağında ruj yoktu!.. Yani kozmetiğe boğuldular. Bir "Kozmetik Müslümanlık" söz konusu...
Mesela bir Müslüman kadın için namaz mı önce gelir, tesettür mü? Hiç kuşkusuz namaz önce gelir. Ama tesettürlülerin yüzde 80-90'ı namaz kılmıyor. Ben ne anladım bu işten?!
Kısacası tüketim kölesi haline geldik. Böyle bir tüketim, İslamla ne kadar bağdaşırsa bunlar o kadar Müslüman...
O yüzden ne kadar 50 gibi görünen İslâmî kesim, samimi konuşmak gerekirse aslında yüzde 2.5'tir.
(Nakşibendi tarikatı üyelerinden)