Murat

Murat
Issız yerlerde kendin için bir evren ol
Savaş eğer sizi öldürmüyorsa düşündürmeye başlaması kaçınılmazdı. O tarif edilmez aptalca kargaşadan sonra kimse toplumu piramitler gibi ebedî ve tartışılmaz bir varlık olarak göremezdi. Toplumun sabun köpüğü gibi olduğunu artık herkes biliyordu.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Savaşta açık kalan hesapların ve unutulan köşelerin haddi hesabı yoktu. Şu ya da bu türden kuytulara atılmış insanlar abartısız olarak milyonları bulmuştu. Koca ordular isimlerini kimsenin hatırlamadığı cephelerde çürüyordu. Hepsi de kâğıtları üst üste yığmak için haftada iki pound veya daha fazla kazanan kâtip ve daktilocu kalabalığıyla dolu koca koca bakanlıklar vardı.
...yapmak istediğimiz şeyleri yapmıyoruz. Hep çalıştığımız için değil. Çiftlik ırgatlarının veya Yahudi terzilerin bile çalışmadıkları zamanlar vardır. Sebep bizi sonu gelmez aptallıklara koşan içimizdeki şeytan. Her şeye vakit vardır ama yapmaya değer şeyler hariç. Sahiden önemsediğiniz bir şeyi düşünün. Sonra sadece ona harcadığınız zamanı saat saat toplayın ve hayatınızın ne kadarcık bir bölümünü kapladığını hesaplayın. Sonra bir de tıraş olmak, otobüslerde gidip gelmek, tren istasyonlarında ve kavşaklarda beklemek, edepsiz hikâyeler anlatıp dinlemek ve gazete okumak gibi şeyler için harcadığınız zamanı hesap edin.
Balık tutmayı düşündüğünüzde aklınıza ilk gelenler modern dünyaya ait olmayan şeyler. Sakin bir göletin yanındaki bir söğüt ağacının altında bütün gün oturmanın -ve yanında oturacak sakin bir gölet bulmanın- fikri bile savaştan önceki, radyodan önceki, uçaklardan önceki, Hitler’den önceki bir çağa ait. Amatör balıkçılıktaki balık adları bile bir sükûneti çağrıştırıyor. Kızılkanat, akbalık, incibalığı, bıyıklıbalık, tilapia, kayabalığı, turna, kefal, sazan, kadifebalığı. Tok isimler. Bu isimleri koyan insanlar makineli tüfek sesi duymamışlar, işten kovulmanın korkusuyla yaşamamış, aspirin yiyerek vakit geçirmemişler, sinemaya gitmemiş ve toplama kamplarından nasıl uzak dururuz diye düşünmemişler.
Küçükken epey çirkin bir oğlandım ve tereyağı renkli saçım öndeki bir tutam hariç hep kısacık kırpılırdı. Çocukluğumu yüceltmiyorum ve birçok insanın aksine, tekrar küçüklüğüme dönmek istemiyorum. O zamanlar önemsediğim şeylerin çoğuna artık hiç mi hiç aldırmıyorum. Bir kriket topunu bir daha hiç görmesem umurumda olmayacağı gibi bir çuval dolusu şekerlemeye de üç peni bile vermem.